Fikren/Manşet

Bir zamanlar ve bu zamanlar gazetecilik

Gazetecilik yapan biri olarak minik minik notlar almıştım geçen 10 yıl içinde. Onları sizinle paylaşmak istiyorum:

  • Bir zamanlar bir şirketten bilgi alabilmek genel müdüründen cevap alabilmek için sekreteriyle günler boyu konuşur, fakslaşır ve gerektiğinde kapısında beklerdik
  • Bir zamanlar birinden bilgi aldığımızda yazacağınız yazıyı bize gösterir misiniz deme cüretini gösteremezdi karşıdakiler. Bugün neredeyse gel beraber yazalım diyecekler
  • Bir zamanlar bir gazeteci yazı yazdığında onun halk tarafından okunur veya bakılır hale gelmesi için en az üç kişi haberin sağını solunu kurcalardı. Şimdiki gibi hop güm ptt haber girdi sepete yapmazlardı.
  • Bir zamanlar bir gazeteciye kötü davranıldığı zaman bütün gazeteciler topluca ayağa kalkıp olaya tepki gösterirlerdi. Sadece o gazetenin içindekiler değil, rakip gazetedeki gazeteciler de…
  • Bir zamanlar gazeteciler maaş aldıktan sonra ay sonunu görür, hatta üç kuruş da artırıp onunla asla alamayacakları şeylerin hayallerini bile kurabilirlerdi.
  • Bir zamanlar gazeteciler okurdu. Kitap okurlardı, haber için okurlardı, sabah işe gelirken ve geldikten sonra öğlene kadar gazete okurlardı. Bilgilenirlerdi. Gazetecinin bir konuyu, hele ki kendi uzmanlık konusunu bilmemesi çok büyük ayıp sayılırdı.
  • Bir zamanlar gazetecinin bir haberi yazarken büyük ya da küçük maddi bir hata yapması çok korkunç karşılanırdı. Büyükler, hatayı yapan küçükse karşısına alıp uzun uzun nasihatler çekerdi. Hata çok büyükse gazeteci şutlanırdı, ağzını açıp da bir şey söylemezdi.
  • Eskiden de bir patron, bir parti ya da bakış açısının çıkardığı gazeteler olurdu. Eskiden de taraf tutulurdu. Ama gazeteciler ellerinden geldiğince bunun bir tarafı olmamak için çırpınıp durur kendi işini yapardı. Genellikle simit yiyip bu işin bir parçası olmazlardı. Bugünün genel bakış açısı olan yavşaklık çok azdı.
  • Bugün insanlar durdukları yere bakıyorlar. Gazetecilik değil gazetede adının çıkması önemli onlar için.
  • Bugün gazetecilerin büyük çoğunluğu aldığı para için değil oradan aldıkları minyon prestijle farklı kurum ve kuruluşlardan para kazanmak için çalışıyorlar.
  • Bugün gazeteciler çalıştıkları yayının birinci sayfasında yalan, dolan ve iftira olmasını, ırkçı haberleri ve ülkenin zararına yazıları görmezden geliyorlar. Olsun ben spor yazıyorum, teknoloji yazıyorum, burç yazıyorum gibi onların cehennemde yanmasını engellemeyecek bahanelerin arkasına sığınıyorlar.
  • O yıllarda gazeteciyim dediğimizde insanlarda saygı uyanırdı. Şimdi biraz nefret, biraz acıma, çokça küfür eder gibi bakıyorlar.
  • Bugün bütün gazeteciler, gazete dışı bir yerden ekmek yemeye çalışıyor.
  • Bugün gazeteci olduğunu sanan ve bunu uluorta iddia eden bütün varlıklar SEO dilinde haber yazıyorlar. Peki bugün maç kaçta? Peki sizce bilmem kim nereye oturdu gibi başlıklar basının istiklal marşı haline dönüştü. Eskiden olsa bu başlığı atan rezil edilirdi itinayla.
  • Eskiden haber tartışırdık. Şimdi bir iki kişi kendi aramızda konuştuğumuz zaman kendimizi mutlu hissediyoruz. Kalanların en büyük tartışması, sürekli birbirinin dedikodusunu yapmaları…
  • Eskiden reklamcılarla sadece gazetenin yemekhanesinde yan yana gelirdik şimdi herkes birer reklamcı olmuş, bir basın toplantısının ardından bütün gazetecilerin en çok yapmayı sevdikleri şey patronun yanına gidip arsızca reklam istemek…
  • Eskiden milletin haberini çalıp duran onedio, listelist gibi varlıkların canına okurduk çünkü çalıp çırpmak çok ayıptı. Şimdi girişimci diye el üstünde tutuluyorlar.

Bu duruma gelmemize katkıda bulunan herkesin Allah belasını versin.

Not: Görsel, Emil Zola’nın Dreyfuss olayı için ülkenin cumhurbaşkanına yazdığı suçlama manşetidir…

MÜZİK

Gölgedeki sözelci

Bazı adamlar vardır asla öyle ortalara düşüp bar bar bağırmazlar yaptıklarını. Onlar gölgedeki adamlardır ve güneş gibi birilerini aydınlatır, büyüme ihtimali olanların … Devamı...

Bir Sandra Kim vardı 80’lerde

Bir Sandra Kim vardı. Seksenlerin kralıydı. 72 doğumlu bu hanım kızımız, daha 14 yaşında, 1986 yılının eurovision yarışmasında Belçika adına birinci oldu. … Devamı...

Alpay’ın Maria Magdalena ile ne işi var?

Pop tarihimiz entelektüel tarihimizle aynı hizada gitmiyor. Eskiden dinlediğimiz şarkları sonradan öğrendiğimiz şeylerle harmanladığımızda karşımıza çok acayip şeyle çıkıyor. Alpay’ın çalıp söylediği … Devamı...

Öpücüklerini bana sakla

Biz yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız. İngilizler ise pop kültürüne geçecek ikonlar yaratan bir neslin çocuklar. Ne yazık ki bu neslin çocukları … Devamı...

POLİTİKA

SİNEMAYA DAİR

Mr. Spock’tan öğrendiklerimiz

Mr. Spock karakterinin Star Trek dizi ve filmlerinde söylediği enteresan sözleri topladım. Bunları arka arkaya koyunca Leonard Nimoy’un hayatımıza kattıklarımızı daha iyi … Devamı...

Cennete dair…

Cennet yan gelip yatacağın bir bahçe değil, dünyadaki hayatını anlayacağın bir aydınlanma mekanıdır (Five People You Meet in Heaven) … Devamı...

TV

Mr. Spock’tan öğrendiklerimiz

Mr. Spock karakterinin Star Trek dizi ve filmlerinde söylediği enteresan sözleri topladım. Bunları arka arkaya koyunca Leonard Nimoy’un hayatımıza kattıklarımızı daha iyi … Devamı...

House da nereden çıktı?

David Shore Kanada’nın Londra şehrinde doğmuş bir prodüktör. Her çok para kazanan TV prodüktörü gibi Yahudi… Aklında hep polisiye çekmek var. CSI ve … Devamı...

HİKAYE

  • Kedi

    Bir bilgisayara bir de bana baktı. İnceden iç geçirdi ve yeter artık dercesine patilerini ellerime koydu. Konuşabilseydi aman sanki yazıyorsun… Devamı...

  • Sahilde iki çocuk

    Adam asabi adımlarla alışveriş merkezinden içeri girdi. Artık orta yaşta olmadığını bilen adımlar, eskisi kadar hızlı götürmüyordu giderek irileşen gövdesini.… Devamı...

  • Pinokyo’nun az bilinen hikayesi

    Herkes yanlış biliyordu. Pinokyo babası Gepetto tarafından yalnızlığını gidermesi için yapılmamıştı. Gepetto neyin ne olduğunun bilinmemesi için aptal bir aracıydı.… Devamı...

  • Minyonun tuhaf hikayesi

    Galaksinin sıradan takımyıldızlarından birindeki bir gezegende hayat her zamanki akışında sessizce ilerliyordu. Gezegende iki canlı türü vardı: Minyonlar ve makronlar.… Devamı...

  • 30 santim arkadan

    Hava boğucu derecede sıcaktı. Avrupa’nın batısında gün boyu gitmeyen, kimilerinin bunalıma girip intihar etmesine neden olan bulutlar o bölgede kurtarıcı… Devamı...

  • Uzaydan aldatılmaya bakmak

    İnsanlık tarihinin en önemli zamanlardan birinde yaşıyorlardı: Ölümsüzlük mümkün olacaktı. Ölümsüzlüğü kazanmak için çok zorlu yollardan geçmişti insanoğlu. Ne ilaçlar,… Devamı...

  • Hayata kameralı takip

    Yaşadığı travmalar onu evde yaşamaya mahkûm etmişti. Kolay değildi. Çocukken evlerine giren bir gürültücü bir hırsız babasını uyandırmıştı. Eğer babası… Devamı...

  • Gözlerini gözlerimden ayırma hiç

    Başladıktan tam 16 gün, 4 saat sonra şiddet durdu. Nedensiz başlamış, nedensiz durmuştu. En azından çevredekiler öyle sanıyorlardı. Askeri birlikler… Devamı...

  • La vie en rose

    “Kendini iyi hisset dedim sana” dedi adam. Kadının elleri kolları bağlıydı. Bu adam tarafından kaçırılmıştı. Adamın kim olduğunu bilmediği gibi… Devamı...

  • Aşk biyolojik bir dengesizlik

    İnsanı bir noktadan alıp diğerine götürecek tüm şartlar hazırdı artık. Genetik şifreler tam anlamıyla çözülmüştü. Herşeyin başı ve sonu biliniyordu.… Devamı...

  • Domates

    Korkunç bir trafik kazasıydı. Oysa her şey ne kadar da güzel başlamıştı. Ailelerden ilk defa beraber tatile çıkmak için izin… Devamı...

  • Pamuk Prenses’in pamuk prensi

    Her şey bir masal gibiydi. Aslında masaldı ya neyse. Külkedisi prensin atının eğerine dikkatlice oturtulmuştu. Prensin korumaları etrafa “oğlum biz… Devamı...

  • Öyle karanlık gece ki

    Hava delinmişti sanki. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Yerler yer yer çamurluydu. İnsanlar kapkara şemsiyelerini açmışlardı yağmura ve birbirlerine karşı. Birbirlerine… Devamı...

  • Beyinölçer

    Kimseler bilmeyecekti onun dehasını. Bilmemeliydi de zaten. Hani Amerika’da olsa, dünya kadar paralar kazanan bir makina mühendisi olabilirdi. Ama olduğu… Devamı...

GÜNÜN RESMİ

GENEL

  • Mr. Spock’tan öğrendiklerimiz

    Mr. Spock karakterinin Star Trek dizi ve filmlerinde söylediği enteresan sözleri topladım. Bunları arka arkaya koyunca Leonard Nimoy’un hayatımıza kattıklarımızı… Devamı...

  • Uzay 1999 görüntülü görüşme

    Görüntülü görüşmenin hayal olduğu 1970’li yıllarda bir uzay istasyonu hayal edip ondaki tüm görüşmeleri görüntülü olarak düşünmek…… Devamı...

  • House da nereden çıktı?

    David Shore Kanada’nın Londra şehrinde doğmuş bir prodüktör. Her çok para kazanan TV prodüktörü gibi Yahudi… Aklında hep polisiye çekmek var.… Devamı...

  • Komser Columbo

    Şirin komser, şirin insan. Çok zeki, ama bir o kadar savruk… Neye neden yaptığını, sırları nerede nasıl çözeceğini bir türlü… Devamı...

  • Cennete dair…

    Cennet yan gelip yatacağın bir bahçe değil, dünyadaki hayatını anlayacağın bir aydınlanma mekanıdır (Five People You Meet in Heaven)… Devamı...

Gezi Park düdüklü tencerenin düdüğüydü

Gezi parkından ne anladığımı gayet iyi biliyorum. Açık bir biçimde diğerlerinin ne anlamadığı da ortada. Ben her birine teker teker cevap vermekten sıkıldım. O yüzden kendime ait siteme, kimseye hesap verme zorunluluğu taşımadan, açık bir biçimde düşüncelerimi aktaracağım. Daha da anlamadığını söyleyen olursa her birinin beyninden içeri bir şey sokacak gücüm ve yeteneğim yok. Gezi…

Devamı...

Sahilde iki çocuk

Adam asabi adımlarla alışveriş merkezinden içeri girdi. Artık orta yaşta olmadığını bilen adımlar, eskisi kadar hızlı götürmüyordu giderek irileşen gövdesini. Alışveriş merkezi kapısından içeri girdikten sonra bir an için yapacaklarını düşündü. Burada restoranda önemli biriyle bir buluşması vardı. Ama adını hatırlamıyordu. Aman canım adını hatırlasa ne olacak hatırlamasa ne olacak, sonuçta gideceği yeri hatırlıyordu, gelecek…

Devamı...

Pinokyo’nun az bilinen hikayesi

Herkes yanlış biliyordu. Pinokyo babası Gepetto tarafından yalnızlığını gidermesi için yapılmamıştı. Gepetto neyin ne olduğunun bilinmemesi için aptal bir aracıydı. Zaten değil kukla yapmak burnunun ucunda olup biteni görecek becerisi yoktu. Pinokyo bir peri ürünüydü. Periler istediği her şeyi yapabilecek yetenekte büyücülerdi. Kendilerine büyücü denmesini istemezlerdi çünkü genelde o tip kadınlar yaşlı ve sivri burunlu…

Devamı...

Minyonun tuhaf hikayesi

Galaksinin sıradan takımyıldızlarından birindeki bir gezegende hayat her zamanki akışında sessizce ilerliyordu. Gezegende iki canlı türü vardı: Minyonlar ve makronlar. Kendi içlerine kapalı, birbirlerinden uzakta yaşayan türler ölümsüz olarak bilinirdi. Her iki türün arasında büyük ve kalın bir duvarla ayrılmış tarafsız bir bölge vardı. Bu bölgeye girmek yasak değildi ama hoş da karşılanmazdı. Kimse bu…

Devamı...

30 santim arkadan

Hava boğucu derecede sıcaktı. Avrupa’nın batısında gün boyu gitmeyen, kimilerinin bunalıma girip intihar etmesine neden olan bulutlar o bölgede kurtarıcı olarak tanımlanıyordu. Ama bulut görmeyeli sanki yıllar olmuş gibiydi. Çocukların bir bulut resmi çizemeyecekleri kadar uzun zamandır ne bir bulut görünmüş ne bir yağmur damlası düşmüştü. Sanki yıllardır yağmıyordu yağmur. Belki bu büyük bulut özlemi…

Devamı...

Uzaydan aldatılmaya bakmak

İnsanlık tarihinin en önemli zamanlardan birinde yaşıyorlardı: Ölümsüzlük mümkün olacaktı. Ölümsüzlüğü kazanmak için çok zorlu yollardan geçmişti insanoğlu. Ne ilaçlar, ne doğal yiyecekler, ne doktorlar… Ancak en sonunda ölümsüzlüğün ilacı izafiyet teorisinde bulunmuştu. Ne diyordu izafiyet teorisi? Karmaşık., karmakarışık. Einstein’ın dili dışarıda fotoğrafı kadar basit olsaydı bulduğu her kuram insanlık belki ölümsüzlüğü yüzyıllar sonra yakalayamazdı.…

Devamı...

Hayata kameralı takip

Yaşadığı travmalar onu evde yaşamaya mahkûm etmişti. Kolay değildi. Çocukken evlerine giren bir gürültücü bir hırsız babasını uyandırmıştı. Eğer babası “kedidir kedi” demiş olsaydı, gürültücü ancak bir o kadar psikopat hırsızın bıçak darbelerine maruz kalmayacaktı. Aradan 20 geçen 20 yıllık babasız ve tedirgin hayatının ardından o bir iş gezisindeyken evlerine giren bir başka hırsız karısını…

Devamı...

Gözlerini gözlerimden ayırma hiç

Başladıktan tam 16 gün, 4 saat sonra şiddet durdu. Nedensiz başlamış, nedensiz durmuştu. En azından çevredekiler öyle sanıyorlardı. Askeri birlikler temkinli bir biçimde silahlarını indirdi. İtfaiye kırmızı ışıklarının tamamını söndürüp siren seslerini sonuna dek kısarak söndürme işlemine girişti. O yaygarasıyla bilinen ambulanslar bile sessizdi. Öyle söylenmişti. En ufak bir çıtırtı bile felaketin yeniden başlamasına neden…

Devamı...

La vie en rose

“Kendini iyi hisset dedim sana” dedi adam. Kadının elleri kolları bağlıydı. Bu adam tarafından kaçırılmıştı. Adamın kim olduğunu bilmediği gibi üç gün öncesine kadar (ki o üç gün geçtiğini sanıyordu, aslında daha çok olmuştu) neye benzediğini dahi bilmiyordu. Kadın 30′lu yaşlarını sürüyordu. Dünyanın en güzel kadını değildi. Bakıyordu kendine elinden geldiği kadar, işte o kadar.…

Devamı...

Aşk biyolojik bir dengesizlik

İnsanı bir noktadan alıp diğerine götürecek tüm şartlar hazırdı artık. Genetik şifreler tam anlamıyla çözülmüştü. Herşeyin başı ve sonu biliniyordu. Bilgisayarlar uzun süren pentium tahakkümünden kurtulduktan sonra octium ve nonium klasına kadar müthiş bir ilerleme göstermişti. Artık teori geliştirilmiyordu. Kimse formül çıkarmakla uğraşmıyordu. Üstüne gidilmesi istenen konular bilgisayarda modelleniyor, bilimadamları sadece mümkün olduğu kadar istisnayı…

Devamı...