Bir başkadır benim memleketim

Sizlere Türk tarihinin en önemli aşırmalarından birini anlatmam gerek.

Türk insanı yakinen bildiğiniz ve içinde yaşadığınız gibi kabarmayı coşmayı sever. Türk insanını bu anlamda coşturacak pek çok şey vardır ki eğer coşmaya meyilliyseniz bazen kapı gıcırtısı bile yeterli olur. Ama hakkını vermek lazım, özellikle bazı şarkılar bizi gerçekten daha çok dolduruşa getirir. Bunların başında zamanında Ayten Alpman tarafından söylenmiş “Bir Başkadır Benim Memleketim” şarkısı gelmektedir.

Maça gidenler bilirler tribünde ondan bundan sudan sebeplerden kavga çıkar ve kavgaların yatıştırılması için ya takım lehine ya da karşı takımın alehine tezahürat başlatılır. İşte bu şarkı da öyledir. İnsanların ortak paydasıdır. Çimentosu, çimento içine gömülü demiridir. Birleştirir, yaklaştırır, kaynaştırır. Her bar ortamında gecenin sonunda çalınır, darbelerden sonra çalınır, savaşa yakın zamanlarda çalınır.

Memleket sevgisini çok güzel ifade eden soz ve melodileri yaklaşık şöyledir:

Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim

Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus’una Emrah’a
Bütün alem kurban benim yurduma

Mecnun’a Leyla’sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlana’ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepsi de sevdalı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim

Ancak hepimizin pek az bildiği bir başka şey vardır ki bizi gaza getiren Türklük konusunda hepimizi canlandıran bu güzel şarkı aslında Fransız halk şarkısıdır. Hatta Ermeni tasarısı konusunda 1970′lerden beri bizim tersimize gitmekte olan Mireille Mathieu tarafından “r”leri titrete titrete söylenmektedir. Onu da bir kenara bırakın: Bu kadın Fransa ortamlarında Barbra Streisand gibi gay toplumu tarafından çok dinlenen bir kişi… Yok bu işin şakası ama bu kadının söylediği şarkının milli marşa eş değer bir hale gelmesi enteresan tabii. Aşağıda Bu şarkıyı ve Fransızca sözlerini bulacaksınız. Artık kararı sizin şirin beyin nöronlarınızın hareketliliğine bırakıyorum:
Il y avait au village Köyün birinde
Il y avait au village
Un aveugle qui jouait sur son violon Kör bir adam keman çalıyordu
Le regard dans les nuages Bakışları  bulutlardaydı
Un sourire sur le visage Yüzünde bir gülüş vardı
Il jouait de tout son coeur, nous reprenions O tüm kalbiyle çalıyordu biz söylüyorduk

Tous les enfants du village Köyün tüm çocukları
Tous les enfants du village
Étaient là autour de lui, le regardant Etrafına toplanıp ona bakıyordu
Sous ses doigts naissaient l’ivresse,  Parmaklarının altından sarhoşluk doğuyordu
La chaleur d’une caresse Sıcaklık onları okşuyordu
Sous ses doigts naissaient la pluie et le beau temps Parmaklarının altından havadan sudan şeyler doğuyordu

Son violon avait une âme Kemanının bir ruhu vardı
Son violon avait une âme
Qui s’est élevée tout droit jusques au ciel Gökyüzüne doğru yükselen
Dans nos yeux brillaient des larmes Gözlerimizde yaşlar parıldadı
Et dans nos coeurs une flamme Kalbimizde bir ateş
Qui riait de tous les feux de l’arc-en-ciel

Quand mon coeur est à l’orage Kalbim fırtınalara kapıldığında
Quand ma vie est à la rage Yaşamımda terslikler olduğunda
Je revois le vieil aveugle et son violon O kör adamı ve kemanını canlındırıyorum gözümün önünde
Et les yeux dans les nuages Gözleri bulutlarda
Un sourire sur le visage Yüzünde bir gülücük
Je m’en vais en fredonnant cette chanson Bu şarkıyı mırıldanarak gidiyorum

Leave a Reply

Your email address will not be published.

*