Category archive

Manşet

Yabancı medya Türkiye’ye neden geliyor?

Son zamanlarda yabancı medya organlarının Türkiye’ye olan ilgisini yakından görüyoruz. Şöyle bir bakacak olursak… Independent Türkiye’ye geldi besleyici Suud sermayesi ile birlikte. Sputnik Türkiye’de ki bunun en yakın tanıklarından biri benim bizzat içinde çalıştığım için. Alman devletinin desteklediği Deutsche Welle burada yayın yapıyor. Amerika’nın Sesi VOA Türkiye’de. Elbette uzun yıllardır burada olan BBC’yi atlamamak lazım.… Devamı...

Bir zamanlar ve bu zamanlar gazetecilik

Gazetecilik yapan biri olarak minik minik notlar almıştım geçen 10 yıl içinde. Onları sizinle paylaşmak istiyorum: Bir zamanlar bir şirketten bilgi alabilmek genel müdüründen cevap alabilmek için sekreteriyle günler boyu konuşur, fakslaşır ve gerektiğinde kapısında beklerdik Bir zamanlar birinden bilgi aldığımızda yazacağınız yazıyı bize gösterir misiniz deme cüretini gösteremezdi karşıdakiler. Bugün neredeyse gel beraber yazalım… Devamı...

Bir sandık görevlisinin evrak-ı metrukesi

Seçimin içinin nasıl olduğunu size içinde bulunan bir insan olarak anlatayım istedim. O öyleydi bunu böyle yapmışlar diyenler için önemli bir kaynak olur belki. Çok ciddi bilgi sahibi olduğunu düşünenlerin dahi buradan alabileceği bir şey vardır belki… Birkaç senedir sandıklar konusunda ciddi sorunların olduğu, sandıklarda yapılan şeylerin demokrasiye ne kadar direkt müdahale olduğunu söyleyen çok… Devamı...

İşi geleceğin sorunları olan sinemacı

Sinemacıları teker teker eserleriyle değil toplu portföyleriyle incelemeye bayılırım. Bir film seyrettim. Yönetmenini biraz inceleyince aslında tüm filmlerini seyretmiş olduğumu anladım. Bu adamı size biraz anlatmak istiyorum. Andrew Niccol isminde bir yazar, senarist ve yönetmen bu adam. Yeni Zellanda’da doğmuş. Londra’da reklam çekmeye başlamış. Sonra film çekmek için Los Angeles’a gitmiş ve oradan yürümüş. Niccol’ün… Devamı...

Yapay zekaya tapan keynote fütüristlere dair…

Keynote speaker diye bir kavram var. Belli başlı bazı abiler ve ablalar, vizite başına belli ciddi ücretler kesip belli korularda havalı konuşmalar yapıyorlar. Yapay zeka, endüstri 4.0, sosyal pazarlama gibi çok havalı ama içi boş kavramları o salondan çıktıktan sonra hatırlamayacak, aklına gelip de Google’dan aramayacak insanlara anlatıyorlar. Toplum çok acayip. Ülkede internet değişim noktası… Devamı...

Westworld’ün orijinali “boru” değildir

Şu anda televizyonda oynamakta olan Westworld dizisi ve orijinali kesinlikle öyle bir çırpıda yiyip bitirebileceğiniz bir sabun köpüğü değildir. Özellikle orijinali bilim kurgu dünyasına çok ciddi katkılarda bulunmuştur. Size hızlıca birkaç tanesini benim yorumlarımla vereyim… Devamı...

Mualla’ya ruhunda hicranı çapkınlık için söyletmezsiniz

Bir mekandayız. Ortama girince yaş ortalamasını bir puan yükseltiyorum o derece gençler var ortamda. Ortamda DJ coşturmak için Türkçe çalıyor. Ama orası özel bir mekanmış çıstak müzik yok. Nostaljik çalıyorlar. Nostaljik dedikleri de 1990’lar. Bu bana kendimi daha yaşlı hissettiriyor. 1990’ların başına döndükçe gençler vaaoov gibi sisler çıkararak ne kadar mutlu olduklarını belirtiyorlar DJ’e. Arada… Devamı...

Korku filmleri ahlakçı mı ahlaksız mı?

Korku filmlerinin sinema ya kattığı ve ondan aldığı çok şey var. Ben yaş itibarıyla daha çok korku filminin çekildiği, sinema ve videoya aktarıldığı zamanlara denk geldim. Meraklıydım da, neredeyse hiç açık bırakmayacak kadar çok korku filmi seyrettim. Korku filmlerinin her şeyini bir kenara bırakalım, o ahlaksız tarafı beni çok sinirlendiriyor. Hayır o ahlaksız taraf derken… Devamı...

Peyami Safa ve dostluğa “rağmen” doğrular

Zor zamanlar yaşıyoruz kendini ifade etmek, doğru bildiklerini anlatmak ve farklı konuşmak için. Yazılacak yerler azaldı. Yazacak insanlar azaldı. Doğrunun ciddiyeti o kadar da kalmadı. PR dünyasında tanıtımı yapılmak istenen şeylerin dostluk filtresi kapsamında sizlere bir dostluk ve doğruluk hikayesi yazmak istedim. Herkes alırını alsın buradan… Peyami Safa. Türk edebiyat tarihine adını psikolojik roman yazarı… Devamı...

“Atlet”ik itibar yönetimi

İtibar yönetimi ip cambazlığı gibidir: Ne kadar yüksekte olursanız o kadar tehlikelidir. Elinize aldığınız çubukla kimseye vuramaz, kimseyi de dürtemezsiniz. Ama o çubuk olmazsa düşer ölürsünüz. Herkesin gözü sizdedir. Yapmanız gereken tek şey ileri gitmektir ki zaten geri gitmek neredeyse imkansızdır. Orada sadece yapmanız gereken işi yapmaz, işin içine başka varyeteler katmaya çalışırsanız ölürsünüz. Aşağıya… Devamı...