Bir Sayfa Seçin
Sosyal medyaya geziden bakmak

Sosyal medyaya geziden bakmak

twitter-kusu-gezi

Sosyal Medya Politika anketiyle ilgili araştırmanın tüm yazılarına ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz

Gelelim sosyal medyadaki insanların Gezi – iktidar arasındaki düşünce yapısına… Gezi olaylarının sonuçları, insanların kafasında net bir biçimde iktidar karşıtlığı olarak oturmuş. İktidarı haksız bulanların sadece yüzde biri Gezi olaylarını haksız buluyor, yüzde 9’u da Gezi’yi bir yere kadar haklı buluyor. İktidarı haklı bulanların ise hiçbiri geziyi haklı bulmamış. Ama bu grubun yüzde 35’i Gezi olaylarını bir yere kadar haklı buluyor. Kafasındaki kavramlar tam oturmamış olanların ise hiçbir alanda tutarlı düşünemediğini görüyoruz. İktidarı bir yere kadar haklı bulanların yüzde 78’i geziyi bir yere kadar haklı buluyor.

Peki iktidar ve Gezi olayları olarak baktığımızda insanların fikirleri yerinden oynamış mı? Hemen hızlıca bakalım: Sosyal medyada yazılıp çizilenler sizin fikrini değiştirdi mi sorusunun cevabı yüzde 67 gibi çok net bir oranla HAYIR! Soruyu farklılaştırıp soruyoruz: Sosyal medyada yazılanların Gezi olaylarıyla ilgili insanlara karşı bakış açınızı değiştirdi mi? Bunun da cevabı Yüzde 50 gibi net bir oranla EVET!.. Bu soruda herkes bana “keşke birileri hakkında fikri değişen insanların fikirlerini negatif mi yoksa pozitif yönde mi değiştirdiğini sorsaydın” dedi. Bunu düşünmüştüm gerçekten de. Ama anketi hazırlarken sahip olduğum kafamla bunun insanları yargılamak olabileceğinden korktum. İyi ya da kötü yönde… O yüzden de sadece fikir değişikliği yaratıp yaratmadığına baktım. Ama sonradan fark ettim ki aslında bunu yapsak gerçekten de farklı çapraz sorgulamalarla anketi farklı bir yöne çekebilirmişim… Keşke yapsaymışız ama bu da anketin kaçmış bir treni oldu. Samimi bir biçimde itiraf ediyorum.

Yine iktidar konusuna dönecek olursak: Kullanıcılara sosyal medyada yazılanların politikacılar konusundaki görüşlerini değiştirip değiştirmediğini sordum. Bu noktada cevap biraz daha az şeffaf hale gelerek yüzde 48 EVET yüzde 36 HAYIR oldu.

Bence bu soru setinin en ilginç sonuçlu sorularından biri kullanıcılara kendileri hakkında sorduğum soru… Kullanıcılara sadece evet ya da hayır cevabı verecekleri sade bir soru yönelttim: Sosyal medyada yazılanlar ile kimsenin fikrini değiştirdiğinizi düşünüyor musunuz? Anketin en zor sorularından biriydi bu. Çünkü biraz egoların ortaya çıkmasını sağlayacaktı. Kullanıcılar yüzde 64 gibi büyük bir oranla evet cevabını verdiler. Bu soruya yapılacak çok çıkarım var ama benim aklıma gelen en mantıklı olanı insanlar eğer yüzde 67 gibi bir oranla fikirlerini değiştirmiyorlarsa ve diğerlerinin fikirlerini yüzde 64 gibi bir oranla değiştirdiklerini söylüyorlarsa burada bir yanılsama var. Ya aslında fikirleri değişiyor ve onlar bunun farkında değiller ya da birilerinin fikirlerini değiştirdiklerini düşünüyorlar ama aslında öyle bir şey yok.

Bence ikinci seçenek daha mantıklı.

Kahraman gazeteciye değil sosyal medyanın sıradan kullanıcısına soruyor

Kahraman gazeteciye değil sosyal medyanın sıradan kullanıcısına soruyor

super kahraman

Sosyal Medya Politika anketiyle ilgili araştırmanın tüm yazılarına ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz

Bu noktada araştırmamızın temel kıstası olan nereden haber takip ettikleri, fikirlerini nerelerden aldıkları konusuna girelim hemen… Kesin bir sonuç var ki insanlar artık kesinlikle gazete ve televizyon gibi örgün medyanın konvansiyonel yöntemlerini takip etmiyor. Bunu neleri takip ediyorsunuz, neleri takip etmiyorsunuz sorularından yola çıkarak görebiliyoruz. Örgün medyanın internet sitelerini takip etmekten yana sıkıntıları yok ama kendisine pek de ödün vermiyorlar. Bunun sebebini bir başka inceleme konusu olarak sizlerle paylaşacağım.

Gezi parkını haklı da bulsa haksız da bulsa, bu insanların en önemli medya kaynağı internet siteleri gözüküyor. Bu arada bir not düşmekte fayda var, insanlar politik fikirlerini daha çok bağımsız internet haber siteleri dediğimiz kaynaklardan alıyor. Yani üstünde CNN ya da Hürriyet yazmasındansa logosuz siteler onların daha çok ilgisini çekiyor.

Ama gezi parkını haklı da bulsa haksız da bulsa insanların politik fikirlerini en çok aldıkları kaynak, politikacı ya da gazeteci olmayan, sıradan sosyal medya kullanıcıları. Kısacası, Barack Obama’nın son iki seçim stratejisinin temelini oluşturan “oy verenler kendileri gibi olan insanlara danışırlar” tezi, inanılmaz bir yüzdeyle, yüzde 75’in üstünde bir oranla buradan da çıkmış oldu. Eğer biri kullanıcıların fikrini değiştirecekse bu, bir gazetenin köşe yazarı ya da TV yorumcusu değil, mahallesindeki bakkal, çocuğunun öğretmeni ya da beraber spor konuştukları insanlar olacak. Kanaat önderleri trajik bir biçimde kabuk değiştirmiş durumda.

Eğer yaklaşan seçimler için bir strateji geliştirmek isteyen olursa kalkıp gazetelere değil, bizzat halka gidip orada kendini destekleyen küçük adacıklar yaratmak zorunda.

Bunu söyleyince sosyal medyayı kullanan politikacıları desteklediğimizi ya da rakamların onları işaret ettiğini düşünmeyin. Çünkü mevcut sosyal medya durumu içinde gezi parkını destekleyen ya da desteklemeyen kullanıcıların fikirlerini en az aldığı yer politikacılar. En çok takip etmek istedikleri de yine politikacılar ve sosyal medyadaki parti hesapları.

Çok daha ilginç bir veriyi sizlerle paylaşmakta yarar görüyorum: Sosyal medyanın paylaşım ve ilişki yumağını zedelediğini düşünürken yanıldığımız da bir tokat gibi çarptı yüzümüze. Kullanıcılar politik fikirlerini fiziksel dünyadaki arkadaşlarından çok sanal dünyadaki sosyal medyadaki arkadaşlarından ediniyorlar. Arkadaşlar seçeneği yüzde 33-34 bandında kalırken sosyal medyadaki normal kullanıcıların oranı yüzde 76’lara kadar çıkıyor Gezi olaylarını haklı ya da haksız bulmalarından bağımsız bir biçimde…

Bir diğer ilginç not da yine sosyal medyaya dair karşımıza çıkıyor. Gezi parkı olaylarında kesin yargıları olanlar, yani kesinlikle haklı ya da haksız bulanlara kimleri takip etmezsiniz diye sorduğumuzda sosyal medyanın sıradan kullanıcılarını cevabını çok az, yüzde 4-7 bandında cevap veriyorlar. Oysa bir yere kadar sorusuna cevap verenlerde bu oran yüzde 26’lara kadar çıkıyor. Yani sosyal medyada sıradan kullanıcılardan fikir alıyorsanız, kafanızdaki düşünceler kesinlikle bir yere oturuyor. Ama öyle, ama böyle…

Twitter artarsa kork, Facebook artarsa rahatla

Twitter artarsa kork, Facebook artarsa rahatla

Gezi olayları tüm hayatımızı baştan sona etkiliyor. Ancak etkilediği en önemli alanlardan biri de sosyal medya kullanım alışkanlıkları. Bu konuda TKNLJ sitesi içinde birkaç başlık açmış ve değerlendirmeleri yapmıştık.

İnternetin önde gelen veri sağlama sitelerinden Stat Counter rakamlarına göre Türkiye’de sosyal medya alışkanlıkları ciddi farklılaşma yaşadı gezi olayları sırasında. Aşağıda konuyla ilgili siteden çıkardığım istatistiki verileri inceleyebilirsiniz. Resmin üstüne tıkladığınızda verilerin büyük hallerini de görebileceksiniz.

turkiye gunlukBu verilere göre Türkiye’de olayların başladığı günden itibaren oransal olarak Facebook Türkiye’de pazar kaybetti. Özellikle olayların çıktığı ilk günlerde Youtube inanılmaz şekilde yükselişe geçti ve belki de son iki yılda ilk kez Facebook’tan fazla bakıldı. İşin ilginç yönü, özellikle başbakanın vurguladığı şer odaklarının bulunduğu Twitter, oransal olarak bu ikilinin bir hayli gerisinde kaldı.

Youtube üstünden olayların gerilemeye başladığı günlerde ise Twitter harekete geçti. Gerçekten de toplumsal muhalefetin sosyal medyada güçlendiği günlerde bu sefer Twitter, Youtube kadar olmasa da yukarı çıktı ve Facebook’tan yine ciddi bir biçimde pazar payı çaldı.

Bu grafiklere baktığımızda ülkenin sosyal medyayı ne için kullandığı da ortaya çıkıyor: Tek bir sosyal medya yok aslında. Youtube, Facebook ve Twitter gibi araçları bir kenara bırakırsak Türkiye’de başka sosyal medya organı da yok. Olayların gelişim tarihlerine baktığımızda Türkiye, bir konuyu masaya yatıracağı zaman ciddi bir biçimde Twitter kullanıyor. Hükümete karşı tepkiler genelde Twitter’ın yüzdesel kullanımını artırıyor. Diğer taraftan Facebook, ülke normalleşme sürecine gireceği zaman bir hoşbeş ortamı olarak eski yerini alıyor.

Olayların hiç olmadığı dönemle bugünleri karşılaştırdığımızda ise karşımıza farklı bir tablo çıkıyor: Türkiye’de yüzde 5’ler seviyesinde olan Twitter kullanımı bu olayların ardından artık yüzde 10 seviyelerine oturmuş görünüyor. Artık Twitter belirgin bir biçimde rüştünü ispat etmiş durumda.

Twitter’ın bir diğer ilginç yönü de yıllık olarak baktığımızda ortaya çıkıyor: Twitter ülkede ne zaman bir karşıt görüş patlaması olsa öne çıkarak yüzdesel kazanımlar yaşıyor. Örenğin son iki yıla baktığımızda en çok arttığı dönemin Fazıl Say’a karşı çıkan mahkeme kararı olduğunu görüyoruz.

Bir diğer ilginç başlık ise aynı dönemleri ABD ile karşılaştırdığımızda ortaya çıkıyor. ABD’de de Facebook’un belirgin bir üstünlüğü var. Ancak orada Twitter’ın yine yüzdesel olarak esamesi bile okunmuyor. Orada birinciliği zorlayan bir Pinterest olgusu var ki yakın bir tarihte Facebook’u yiyip bitirecekmiş gibi görünüyor. Yine ülkemizde çok az kullanılan StumbleUpon ki kendisini bir web siteler koleksiyonu olarak tanımlıyor, orada yine açık ara üçüncü. Hatta Reddit bile Twitter’ın üstüne çıkıyor her fırsatta. Tabii ABD mevzuunda belirtmemiz lazım gelen yine önemli bir nokta var: Facebook zaman zaman ülkemizde yüzde 90 kullanımın üstüne çıkıyor ama ABD’de yüzde 50 ve altındaki bantlarda geziniyor.

Peki her halk hareketi sosyal medyada böylesi büyük değişimlere neden oluyor mu? Tabii ki hayır. Örneğin elimizde çok net bir Mısır örneği var. Mısır’da bu denli yaşanan gelişmeler, ilk birkaç gün Youtube’da paylaşılan videların yarattığı bir küçük kıpırdanma dışında neredeyse hiçbir hareket farklılığına neden olmamış. Bugünlere geldiğimizde Twitter kullanımı düşmüş, Facebook iyice yüzde 100’lere dayanmış durumda.

Bu örneklerden yola çıkarak basit çıkarımlar yapabiliriz:

  1. Facebook kullanımı apolitik
  2. Twitter kullanımı kesinlikle çok politik
  3. Youtube yeri ve zamanı geldiğinde zıplamasını yapıp tekrar köşesine çekiliyor
  4. Başbakan kesinlikle sosyal medya kullanım oranlarına bakmalı: Ne zaman Twitter kullanımı artarsa dikkat etmeli, Facebook daha çok kullanılmaya başlandığında rahatlamalı
  5. Bu verilerden yola çıkarak Twitter’ı yasaklamaya çalışmak bütün insanlar gündüz öldürülüyor o zaman gündüz sokağa çıkmayı yasaklayalım demek gibi. Twitter yasaklanırsa mutlaka bir Zwitter gündeme gelecektir.