Bir Sayfa Seçin
Kezbanların İsveçli bakanla imtihanı

Kezbanların İsveçli bakanla imtihanı

İlk başta ne yalan söyleyeyim İsveçli bakan muhabbetini kadınların güye göğüs kanserine dikkat çekmek için birbirlerine sütyen rengi fısıldadığı aktivitelerden biri zannettim. Sonra biraz daha iyşin içine girince tehlikenin farkına vardım: Adamın biri İsveç gibi demokrasi ve insan haklarının tavan yaptığı ülkede sağlık bakanı oluyor. Yakışıklı olduğu için bizim kızlardan birkaçı onu keşfediyor ve sosyal medyamız isveçli bakan muhabbetiyle yıkılıyor.

Adam gelse dese ki hadi lan geldim ne diyorsunuz söyleyin, böyle afedersin cücük gibi kalacaklar.

Muhafazakar değilim ama bu çok acayip bir şey.

Kadınlar bence erkeklerle aynı seviyeyi yakaladı. Bundan sonra biri kalkıp da erkeklere iğrençsiniz derse ağzına terlikle vurmak gerekecek…

Melo’dan önemli bir sosyal medya dersi

Melo’dan önemli bir sosyal medya dersi

Yazıya başlamadan söyleyeyim, bu yazının yazılmasının takım ve taraftarlıkla ilgisi yoktur. Tamamen sosyal medyada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konuyu gündeme harika getirdiği için kaleme alınmıştır.

Galatasaray’ın orta saha oyuncusu Melo, taraftarının sevdiği, diğer takım taraftarlarının birçok açıdan nefret ettiği bir kimlik. Sporculuğu ya da pozisyon bilgisi açısından değil, yaptıklarıyla alakalı bir şey bu.

Takip edemeyenler için kısa bir özet geçmek gerekirse, Melo geçtiğimiz haftalarda Fenerbahçe ve Galatasaray arasında oynanan Süper Kupa maçında gündeme tekrar geldi. Bu maçta Fenerbahçe kalecisi Volkan ile yaşadığı gerginliğin ardından maç sonunda Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in elini sıkmaması ayrı bir tartışma konusu oldu.

Fenerbahçe’nin yönetim olarak dile getirdiği sert demeçlerin hemen ardından çok ilginç bir paylaşım yaptı Melo:

melo mesaj

Mesajda geçen taş, kayanın küçüğü olan değil, erkek üreme sisteminin önemli bir parçası. Bu mesajla beraber tüm sosyal medya sallandı ve ardından da Fenerbahçe yönetimi ve Aziz Yıldırım Melo’yu mahkemeye vereceği duyurusunu yaptı.

Bunun üzerine Melo bir açıklama yaparak “Sosyal medyada paylaştığım şeyler hep resimleriyle alakalıdır. Türkçe bilip, bir kulüp başkanına küfür etmem söz konusu olamaz. Bu benim Galatasaraylı duruşuma zaten yakışmaz. Kırdığım olduysa kusura bakmasın lütfen” dedi.

Bu noktada önümüze birkaç önemli ders çıkıyor:

  • Eğer bir muhabbetin nereye gittiğini bilmiyorsanız, özellikle de paylaşımlar sizin için yabancı bir dilse kesinlikle paylaşmı yapmayın
  • Hukuki olarak suç içeren bir mesajı paylaşmanın hukuki sorumluluk doğurup doğurmayacağı çok gri bir alan. Yine de nasıl olsa bana bir şey olmaz demeyin. Gri tehlikeli olabilir
  • Özür dilemek asla küçültücü br şey değildir. Bu mekanizmayı kullanmakta fayda var.
  • Konu hakkında danıştığım avukat arkadaşlar özür dilemenin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını dile getirdi. Yani “nasıl olsa özür dilerim amaan” diyerek sağa sola dalmayın.
  • Eğer bir sosyal medya kriziniz varsa bunu üç gün sonra değil, hemen çözmeye çalışın. Melo bu vakada negatif elektriğe oldukça maruz kaldıktan sonra özür diledi. Hemen harekete geçmiş olsa ortalık bu kadar karışmayabilirdi.
Ekmel bey sosyal medyayı nasıl beceremedi?

Ekmel bey sosyal medyayı nasıl beceremedi?

ekmeleddin-ihsanogluİnternet tarihi ve gelişimine bakınca bu mecranın hep örgün medyaya bir altenatif olduğunu göreceksiniz. Daha çok iki ve daha alt sıradaki politik oluşumlar, fikirler burayı kullanıyor. Çünkü sistem onların ulusal ve örgün medyayı kullanmasına izin vermiyor bir şekilde önlerine belirgin bir set çekiyor. Örneğin 1990’ların ikinci yarısında milliyetçi görüşün, Erbakan ve yanındakilerin bu alanı çok etkin kullandığını görüyoruz.

Ülkemizin bugünleri için aslında ideal bir yapı oluşturuyor sosyal medya. Çünkü bu alan inanılmaz derecede karşıt görüş potansiyeli taşıyor. Bunu Gezi olaylarında, 17-25 Aralık olaylarında, yerel seçimlerde net bir biçimde gördük. İktidar sahibinin bunun önüne set çekmesi için attığı yasal ama meşru olmayan adımlar, yaratılmak istenen troller ve sahip olunan basının kağıttan kahramanlarının hezeyanları bu gücü engelleyemedi.

Beklenen TRT ve AA gibi devlet merkezli basın odaklarına karşı sosyal medya özellikle Ekmelettin İhsanoğlu için süper bir çözüm olabilirdi. Ama olmadı. Çünkü doğru adımlar atılamadı. Ne yapılakadı, niye ve nasıl yapılamadı konularını masaya yatıralım:

  • Obama halka dokunuyor. Kendine dokunan 649 bin kişiyi takip ediyor. Ekmel bey ise 17… Bunun içinde BTP başkanı Haydar Baş ve Erdoğan da var. Obama “ben sizi görüyorum” diyor. Ekmel bey “ben çoğunluğu rakip 17 kişiyi görüyorum” diyor.
  • Ekmel beyin en önemli eksiği mesajlarını aktaramaması. Çünkü rakibi kadar çıkamıyor televizyonlara gazetelere. Ama bakıyorsunuz mesajlarını aktaracağı yerlerden onu öğrenebiliyor muyuz diye? Hayır. Çünkü bir internet sitesi, halk için çekiliş bir videosu yok
  • Düzenli olarak 10-15 saatte 4-5 mesaj atıyor. O mesajları da bilgilendirmek için değil dostluk kardeşlik adına atıyor. Konuşma yaratamıyor.
  • Halkla etkileşim kurmak için değil hesabı, tek yönlü bilgi vermek için… Ben ne dersem o olur diyen Erdoğan’dan çok da bir farkı yok. Ulaşmak istediği beyinlerin kabul etmekte zorlanacağı bir ataerkil yapıyı barındırıyor bünyesinde…
  • Bundan haftalar önce bir öneri getirdim: Ekmel bey buradan insanları dinlesin, onların sorularına cevap versin dedim. Ekibinden bunu duyanlar oldu ama seçimlere sayılı günler kala kimse dikkate almadı. O zaman siz nasıl bütünleşeceksiniz benimle? Ne yaşam tarzınız bana uyuyor ne duruşunuz… Fikirlerimizin paralel olduğunu nasıl bileceğim? Yeni Akit gazetesine verdiğiniz röportajdan mı?
  • Sosyal medya için sözde dahiyane bir fikir bulmuşlar. Gönüllüler istihdam etmişler. Bunlar olur olmaz yer ve zamanlarda karşıma çıkıp “Ekmel’e vermezsen Tayyip’e verirsin haaa” gibi çirkin, temelsiz ve derinliği olmayan korkutucu mesajar veriyorlar. Bunu düşünen “ben var ya ben” deyip seviniyor mudur evinde?
  • Obama ne yaptı? Filmler, açıklayıcı metinler ve sıkça sorulan sorular hazırladı. Birisi bir konuda konuşmaya başlayınca hemen onun yazdıklarının altına veya tam suratının ortasına bak Obama ne diyor deyip filmini gösterdi gönüllüler.

Bu işi yapanlar her ne kadar tersini söyleseler de Erdoğan’ı beslediler.

Eğer Ekmel bey buna rağmen seçilirse çok büyük sürpriz olur…

Cumhurbaşkanı internetle bağımsız olur

Cumhurbaşkanı internetle bağımsız olur

basinÜlke yepyeni bir seçim sürecine giriyor. Şimdiye kadar vekillerin seçtiği cumhurbaşkanını biz halk olarak seçeceğiz. Aynı ABD’de olduğu gibi. Bu yüzden de ABD’nin konuyla ilgili kanunlarını kendimize adapte ettik. Mesela cumhurbaşkanı adayları partilerin korumasında olmayacak. Kişilerin bağışlarıyla kampanya yapacak.

Para niçin gerekiyor? Elbette fikirlerini halkla daha etkin yollardan paylaşabilmek için. Kim olduğunu, ne yapmak istediğini, neden diğerine oy verilmemesi gerektiğini anlatabilmek için. Bu konuda ülkemizde bariz bir haksızlık var çünkü adaylardan biri fiilen başbakanlık görevini sürdürüyor. Bu ne demek? Uçağa para vermiyor, mekanlara para vermiyor, korumaya para vermiyor, iletişime para vermiyor. Bu şartlarla diğer adayları eşitleyebilmeniz için kaba bir hesapla milyonlarca dolar gerekecek. Paranın kaynağı elbette adayın gelecekteki bağımsızlığını da garanti altına alacak. ABD başkanlık seçimi filmlerinde buna hep rastlamıyor muyuz?

Bunun için kullanılması gereken tek bir platform var, o da internet. Çünkü internette geniş kitlelere ulaşabiliyorsunuz. Çünkü internetten para toplayabiliyorsunuz. Örneğin bir kişiden 10 milyon TL almak yerine (komik olmayın bağış limiti 10 bin TL olabilir demokrasilerde ayakkabı kutuları da dahil olmak üzere mutlaka bunun bir çözümü vardır) 10 milyon kişiden birer TL almak bağımsızlığı garanti altına alır.

Bunun dışında basının büyük bir bölümünün hipnotize edilmiş olma durumu var: Başbakan cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayacağı zaman herkes büyülenmiş bir şekilde onun söyleyeceklerine kilitleniyor. Onun söylediklerini söylediği şeyiyle manşete alıyor. Nedenini tahmin etmek güç değil ama doğru kelimelerle dile getirmesi güç.

Basın gücünü ele geçirmek için yapılması gereken en önemli şey internet ve sosyal medya imkanlarını etkin bir biçimde kullanmak. Hem insanlara fikirlerinizi etkileşimli bir şekilde anlatabilirsiniz hem onların sorularını yanıtlayabilirsiniz hem de size karşı olanların kimler olduğunu görüp onları bizzat sizinle taraf olmaya itebilirsiniz.

Sosyal medyanın en önemli gücü de günümüzde konvansiyonel medyayı desteklemesi. Siz bir kanala çıkarak ortalığı yıkarsanız o kanalın rakipleri sizin haberinizi görmek istemeyebilir. Ama siz sosyal medyada aynı şeyi söylerseniz basının tamamına yakını sizin iletişiminizi kullanmaya yatkın olacaktır.

Özetle… Eğer fiili bir başbakana karşı cumhurbaşkanlığı yarışına giriyorsanız… Kesinlikle internet sizi özgürleştirir, bağımsızlaştırır. Bakalım adaylar bunu görebilecek mi.

Türkiye’nin Ekmeleddin kelimesi ile imtihanı

Türkiye’nin Ekmeleddin kelimesi ile imtihanı

ekmeleddin-ihsanogluCHP bir cumhurbaşkanı adayı belirledi. Adı Ekmeleddin İhsanoğlu. Zor bir aday. Halka anlatmak için çok geniş zamanları ve mevcut başbakanın imkanları yok elde. Bu yazı olayı siyasi pencereden değil tamamen iletişimsel olarak incelemeye yöneliktir.

Destekçi partiler ve bizzat adayı bekleyen 30 propaganda gününde yaşanması muhtemel zorlukları dile getirmek için yazılmıştır. Maddelerle ilerleyelim:

  • Google’da şu anda Ekmeleddin yerine Eklemeddin yazılmış 1 milyon 560 bin internet sayfası var.
  • Yanlış yazımı genelde gazeteler ve hatta haber ajansları yapmış. Örneğin Doğan Haber Ajansı yanlış isimle haber geçmiş. Hatta bizzat CHP çizgisindeki Cumhuriyet gazetesi bu ismi yanlış yazıp çağırınca Google sonucu getiren yayın organlarından sadece ikisi.
  • Haydi bunları harf kayması olarak geçiştirelim. Google’a sorduğumuzda yaklaşık 8 bin 570 site “Ekmeleddin İslamoğlu” sonucunu getiriyor. İnsanlar onu islami görüşleriyle öylesine bağdaştırmış ki soyadını İhsanoğlu’ndan İslamoğlu’da çevirmişler.
  • Haberlerin içinde Ekmeleddin İhsanoğlu yazsa da yalnızca İslamoğlu yazanları getir deyince bu haberler geliyor. Yani bazı haberlerde editörler hatalarının farkına varıp düzeltme yapmışlar. Ama yine de Google onları bu şekilde getiriyor (Google’ın bunu mu demek istediniz özelliği kapatılarak arama yapılmıştır yani sonuçlar kesindir)
  • Bunu düzeltmenin yolu nedir? Bu ismi ezberletmeye çalışmak. Bunun en kolay yolu popüler şarkı ve benzeri aktiviteleri çevirmek olabilir. Ama bu isme kafiye uydurmak işin üstünde çalışanları ciddi biçimde zorlayabilir.
  • Sosyal medya aramalarına girildiğinde ismin yanlış yazımı inanılmaz derecede artıyor. Sosyal medya varlığı çok güçlendirilmeli.
  • Şu anda birbirine çok benzeyen 3 farklı hesap, üstünde onaylı ibaresi olmadan hayatını sürdürüyor. Hesapları bir araya getirmek bile becerilememiş. Hangisinin doğru olduğunu bilmediğimden üçünü birden takip ediyorum.
  • Hesaplar acemice birkaç saatte bir 3-4 mesaj atımıyla yaşatılmaya çalışılıyor. Sosyal medya resmen kaybedilmiş

Bütün bunlar gençlerin etkin kullandığı internette bu adayın tutunamayacağının önemli göstergeleri. Adım atmak için hala geç değil. Ama belli ki mevcut stratejiyi çizenler çok kuvvetli değiller…