Bir Sayfa Seçin
Binali Yıldırım Twitter’ı alenen tehdit etti

Binali Yıldırım Twitter’ı alenen tehdit etti

angry-twitter-birdTaksim ve Gezi Parkı olayları ülkenin 2 şehri hariç dört bir yanına yayıldı. Sosyal medyada bu konuda tartışmaların olması kaçınılmazdı. Sosyal medyada insanlar düzenli olarak fikir beyan ettiler ve günün birinde devlet baba gelerek burada konuşulan birçok şeyin aslında terörist paylaşımı olduğunu söyleyerek işin içinden çıktı.

Sonra Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın arkadaşları Twitter ile irtibat kurarak bu şirketten kendilerine yardımcı olmasını istedi. Onlar da yok demiş. Neden? Çünkü avukat ve doktor telefonlarını paylaşan, orada olan bitene karşı kendini ifade eden, araya giren provokatör belediye başkanlarına karşı suspus oturamayan herkes terörist ilan edildi. Muhtemelen Twitter bunların ne olduğunu görünce bir git başımdan demiştir Binali Yıldırım’ın arkadaşlarına…

Yıldırım, tüm bu açıklamaları Erzincan’ın Kemah ilçesi Koçkar Köyü Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma Kültür ve Eğitim Derneği’nin düzenlediği toplantı öncesinde aktardı. Normal şartlarda ülkelerde köylü dayanışma derneği girişinde konuşulmaz bunlar, ama bizde öyle…

Binali Yıldırım’ın sandığı gibi bu ülkede faaliyet göstermiyor Twitter. O kendi yerinde duruyor. Biz, onun hizmetlerinden faydalanıyoruz. Onların sandığı gibi para almak için Türk müşterilerin peşinden koşmuyor kimse. Türk müşteriler kendilerini ifade edecek zekada olmadığı için oradan trending topic satın alıyor. Ben bunu onları savunduğum için söylemiyorum. Sadece günün her saatinde oradayım ve net bir biçimde görüyorum. Ama bunları anlatacak yürek kadar anlayacak insan da gerekiyor.

Yıldırım “Bu ülkenin yasalarına göre suç teşkil eden konularda yargı ile kolluk kuvvetleriyle işbirliği yapmanız gerekir. Bütün ülkelerde bu böyle işler” diyor ve yanılıyor. Bu konu evrensel suçlarda geçerlidir. Artı vereceğiniz cezaların da uluslararası normlara uygun olması gerekir. Mesela Bir başka adama resmini göndermenin suç olduğu bir ülkede kadının taşlanarak öldürülmesi için isminin istenmesini k’ale almaz Twitter, almaması gerektiği konusunda da sanırım hepimiz hemfikiriz. Aynı şekilde bir doktorun telefon numarasını paylaştığı zaman terörist sayılacak 17 yaşındaki çocukların adreslerinin verilmemesi de açıkçası bana mantıklı geliyor.

Yıldırım konuşmanın bir yerinde algıyla oynayarak Twitter’da yazan adamların IP’lerinin alınmasıyla devlet kuruluşlarına siber saldırı yapanların konusunu birleştirme çabası içine giriyor. Bu ikisini aynı konuda kullanmak elmayla armutu toplamak gibi bir şey. Ama interneti ve sosyal medyayı bilmeyenlerin gözünde Gezi parkı eylemcileri bir anda ülkenin elektrik santrallarını çökertmek isteyen teröristler konumuna geçiyor.

Biz küçükken büyükler küçüklere “yavrum oranla çok oynama sonra düşer maazallah” derlerdi. Biz de şimdi algıyla çok oynamayın maazallah düşer müşer diyoruz.

Bu arada Bakan konuşmasının bir yerinde “Facebook uzun zamandır Türk makamlarıyla uyumlu bir çalışma içinde bulunuyor. Türkiye’de birimleri var. Onlarla bir sorunumuz yok” diyor. Bu Facebook’un olur olmaz her isteğe cevap verdiği anlamına geliyorsa çok ciddi bir sorunumuz var demektir. Facebook hangi isteklere ne şekilde cevap verdiğini dile getirene kadar zan altında kalacaktır.

Son olarak iletişimin en kötü yanına, karanlık tarafa giriyor Binali Yıldırım: “Twitter bize istediğimiz bilgileri versin. Aksi halde bu sürdürülebilir bir şey değildir.” “Kendileri üzülür”…

Açıkça ve alenen tehdit bir bakanın yapması gereken şey değildir.

Bir de temel iletişim kurallarından biri, eğer tehdit ettiğiniz şey sizi umursamazsa çok kötü durumda kalırsınız.

Bir fotoğrafın sahte olduğunu nasıl anlarsınız?

Bir fotoğrafın sahte olduğunu nasıl anlarsınız?

Sosyal medyada dolaşan fotoğraflar var. Bazı kötü niyetli insanlar, insanları kandırmak ve galeyana getirmek için internet üstünden buldukları eski yaralanma veya eylem fotoğraflarını toplayarak kötü niyetli olmanın hakkını veriyorlar.

Bize düşen bu kötü niyetli insanların attıkları kıvılcımla halka ateşi yaymamak.

Gördüğünüz resimler en yakınınızdan veya çok güvendiğiniz insanlardan gelebilir. Olayların ateşi sırasında her zaman yeterince itidalli olamayabiliriz. Veya bir haberin gerçek mi yoksa yanlış mı olduğunu bilmek, her zaman o kadar kolay olmayabiliyor.

Ben bir sosyal medya vatandaşı olarak size bazı küçük ipuçları vermek istiyorum. Bir fotoğrafın internette başka bir siteden alınmış sahte bir şey olup olmadığını anlamanın göreli olarak oldukça garantili bir yolu var. Size bunu adım adım anlatmak istiyorum:

Öncelikle resmin üstüne sağ tıklayarak resmi bilgisayarınıza kaydedin.

Ardından images.google.com adresine gidin. Önünüze şöyle bir site çıkacak:

1

Bu bildiğiniz Google’ın resim arama motoru sayfasıdır. Buradan işinize yarayan resimleri arayabilirsiniz. Ama Google’ın en önemli hizmetlerinden biri olarak buraya resim yükleyerek bu resmin benzerlerini bulmak için de hareket edebilirsiniz. Bunun için arama butonunun en solunda bulunan fotoğraf makinesi simgesine tıklayın. Karşınıza şöyle bir ekran gelecek:

2

Buraya resmin internetsitesinde gözükmesini sağlayan internet adresini kutucuğa yazarak görselle ara diyebilirsiniz. Ama bu işin en garantilisi sağdaki linke tıklayarak görsel yükleyin linkine tıklayın. Karşınıza bilgisayarınızın dosya yapısı gelecek. Oradan resmi kaydettiğiniz alana giderek resmi seçin ve görselle arayın butonuna tıklayın.

Sonuç olarak karşınıza aşağıdaki gibi bir sonuç silsilesi gelecektir:

3

Gördüğünüz gibi verdiğiniz resim ne olursa olsun ona çok benzeyen resimleri Google önünüze getirecektir. Eğer internette size sunulan resmin aynını görürseniz, hemen üstüne tıklayın. Eğer eski tarihli ve başka bir şey için kullanılmış resimse, size sunulan haber çok yüksek ihtimalle sahtedir. Hemen bunu sosyal medyada yayabildiğiniz kadar insanla paylaşarak sahtekarlık yapıldığını duyurun.

Bir minik uyarı yapmak istiyorum: Bazen gerçek resimlerin de sahte olduğunu da söyleyenler çıkacaktır. Bu anlamda etkin bir biçimde içinizdeki her şüpheyi Google resim arama ile paylaşın.

Ülke için, haklıyken haksız duruma düşmemek için yapılması gereken bir şey bu.

Lütfen bilgisayar başında sadece iki dakikanızı alacak şu küçük aramayı kendinize iş edinin. Hiçbir istenmeyen olayın vebali üstüne kalmasın.