sosyal medya - Page 2

Sosyal medyada hükümeti beğenmezsen işinden olursun

/

erdogan dislikeBursa’da Osmangazi Belediyesi’nde çalışan İlhan Öğrenç adlı kişi sosyal medyada “Gezi Parkı eylemcilerine destek verdiği” nedeniyle tazminatsız olarak işten çıkartıldı. Bursa merkez Osmangazi Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde 12 yıldır grafik tasarımcısı olarak çalışan 34 yaşındaki İlhan Öğrenç, sosyal medyada ‘Gezi Parkı eylemcilerine destek verdiği ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesi yaptığı paylaşımlarda devlet büyüklerine hakaret ettiği’ iddiasıyla, tazminatsız olarak işten çıkartıldı. Kasım ayında Belediye Başkanı AKP’li Mustafa Dündar imzası ile Teftiş Kurulu’nun yaptığı soruşturma sonucu, İş Kanunu’nun 25’inci maddesine göre işine son verildiğini belirten Öğrenç, kendisine Gezi olayları sırasında ve 29 Ekim öncesi sosyal medyadaki paylaşımlarının sorulduğunu söyledi.

Öğrenç, “Ben sosyal paylaşım sitemden Gezi Parkı olaylarıyla ilgili, ‘Suriye’de ölenler Müslüman da, bizim ölen 4 çoğumuz ne?’, 29 Ekim’de de, ‘hastalanacak devlet büyüklerimize acil şifalar diliyorum’ gibi bir kaç yazılı mesaj gönderdim. Birçok kişinin yazılarını paylaştım. Kurumlara ve kişilere hakaret içeren yazılar göndermedim” dedi.
Müfettişlere, devlet büyüklerine hakarette bulunmadığını ve bundan sonraki paylaşımlarında dikkatli olacağımı söylemesine rağmen işten çıkartıldığını öne süren Öğrenç, avukatı aracılığı ile İş Mahkemesi’ne dava açtığını belirtti.

Osmangazi İlçe Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Müdürü Gülşah Cebelli, Gezi olayları başladığında Başkan Mustafa Dündar’ın personeli, ‘paylaşımları konusunda dikkatli olmaları ve sivri çıkışlar yapmamaları’ konusunda uyardığını belirterek şunları söyledi: “İlhan Öğrenç, bu uyarıyı iletmemize rağmen paylaşımlarına devam etti.
Bizim çalıştığımız kurum belli. Burası bir AK Partili belediye. Kimse çalıştığı kurumda patronuna hakaret edemez. Kendisini üç kez uyarmamıza rağmen ‘Bu benim özelim. İstiyorlarsa işten çıkartsınlar’ diyerek devam etti. Bu bir iki paylaşım sonucu değil 7- 8 aylık bir süreç. Son olarak Teftiş Kurulu tarafından çağırıldı. Devlet büyüklerine hakaret içerikli paylaşımlarından dolayı da işine son verildi. Kendisi ile kişisel olarak veya çalışan olarak bir sıkıntımız yok.”

Bu noktada iş çirkinliğe varıyor. Çirkinlik noktalarını TKNLJ stilinde teker teker sayalım:

  1. O belediye insanları fikirlerine göre değil yaptıkları işlere göre tasnif eder. Oranın bir AKP belediyesi olması, AKP padişahlık, Erdoğan padişah olmadığı için tüm fikirlerine katılmamız anlamına gelmez
  2. İnsanların özeli ve geneli vardır. Eğer iş yeri kuralları iş saatlerinde onun tarafsız davranmasını gerektiriyor olabilir. Ama iş dışında kimi sevdiği, hangi takımı tuttuğu hangi partiye oy verdiği ya da hangi dine inandığı kimseyi ilgilendirmez. İlgilendirir diyen cahil ve aptaldır.
  3. Bir partiyi sevmesi ya da sevmemesi insanı sivri çıkışlı yapmaz. Mesela bu arkadaş Rabia yazsaydı o zaman yumuşak çıkışlı mı olacaktı? İnsanları düşünce yapılarına göre sivri ya da küt olarak niteleyemezsiniz.
  4. Hakaret sebepli işten çıkarılmasına sonuç doğuracak bir durum da yok ortada yazdıklarına bakılırsa…
  5. AKP’nin bu ülkeye getirdiği belki de en kötü şey, insanların AKP ve içindekileri korumaya yönelik kanunların ötesine geçen bir otokontrol mekanizması oluşturması… Özgürlükler, otokonhtrolle kısıtlanıyor artık…

Sosyal medyanin içine ettiniz eserleriniz ortada

/

eserleri ortadaKadir Topbaş, İstanbul Belediye başkanı adayı oldu. Beklenen bir şeydi. Yine de belediye başkan adayı olduktan sonra sosyal medyada birçok konunun tartışılması kimseyi şaşırtmamalı. Ama ya tartışılmazsa? İşte bu soru birilerini çok korkutmuş olmalı ki Topbaş aday olduktan sonra bir robot ordusu onun adaylığı hakkında sevgi dolu mesajlar atmaya başladı.

En çok dikkat çeken mesaj serisi Kadir Topbaş iyi çalıştı, eserleri ortada oldu. Onlarca, yüzlerce, binlerce geldi bunlardan. Birisi düğmeye basarak daha önceden hazırlamış olduğu, onlarca, yüzlerce, binlerce robotun bu mesajları vermesini sağladı.

Nereden mi anlıyoruz bunu yapanların robot olduğunu? Sayalım:

  • Bin kişi aynı anda, aynı dakika içinde aynı mesajı atamaz. Fizik ve mantik kurallarına aykırı bu
  • Aynı mesajı atan adamların japon ve çin suratlı olması çok enteresan
  • İsimlerin Cenger, Malih ve Tayaz gibi milyonda bir de olsa görülemeyecek şeylerden seçilmesi enteresan
  • Yazılan mesajların başlık sayılarının, karakter sayılarının tıpatıp olması çok enteresan. Hiç mi klavyesi sürçmez bu binlerce kişinin?

Sosyal medya, halkın haber alma, birbirini kendi gibi düşünenlerden haberdar etme alanı. Onu bu şekilde pisletenler, onlarca gazeteyi pislettikten sonra sırayı buna getirenler, elimizde kalan tek ifade özgürlüğümüze tüy dikenler utansın!

Şimdi şu açıklamayı bekliyorum: Bu mesajları biz atmadık geziciler attı.

Haydi utandırmayın beni!

Sosyal medyada bilgi düellosu

Seagate yarismaSeagate, hibrit ürünlerini sosyal medyada tanıtmak için bir Facebook oyunu hayata geçirmiş. Genel kültür ve teknoloji sorularının olduğu yarışma, çok doğru tasarlanmış ve bilginin dışında ürünlerin en önemli özelliği, hız anlatılmak isteniyor.

Yarışmacılar SSD ya da HDD kategorilerinden birisini seçerek yarışmaya başlıyor. HDD bölümünde şıklı sorular yer alırken, SSD bölümünde iki seçenekli yanıtlardan birisini seçmek gerekiyor. Ancak bu yarışma salt bir bilgi yarışması değil: Çünkü burada bir rakibe karşı yarışıyorsunuz. Soruyu bilmek işin tamamını kapsamıyor: Rakibiniz sizden daha hızlıysa sizi ezip geçiyor.

Oyunda daha önce yarışmış ve aynı sorulara yanıt vermiş yarışmacılar arasından rakibiniz otomatik olarak seçiliyor. Rakibin o anda yarışıyor olmasına gerek yok. Aynı soruların cevaplanma hızı ve doğru yanlış oranı rakibinizle aranızdaki puan farkını belirliyor. Puan aldıkça yarışılan seviye ve soruların zorluk derecesi de değişiyor. Zorlandığınız anlar için Facebook arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Onlar size joker ve pas hakları verebilir. Seagate’in hibrit disklerinin özelliklerini inceleyerek de ekstra puanlar kazanmak mümkün.

4 hafta sürecek yarışmada her haftanın en yüksek puana ulaşmış iki ismi; Backup Plus 1 TB, Backup Plus Desk 4 TB, Wireless Plus 1 TB,Central 4 TB gibi ürünler kazanacak. Yarışma sonucunda en yüksek puana erişen yarışmacı Alienware oyun bilgisayarı kazanacak. Kazanan ödülünü de kendisi belirleyecek, Alienware 17” Laptop ya da Alienware Aurora Masaüstü PC.

Yarışmaya bu linkten katılabilirsiniz: http://bit.ly/SeagateSSHDChallenge

Egemen Bağış’ın sosyal medya teröristleri

/

egemen bagisEgemen Bağış’ın bilişim fuarı açılışında verdiği mesajlar tarihi bir nitelik taşıyor. Önce bu mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Teknoloji hızla ilerliyor ve birçok alanda da bunun etkilerini görüyoruz. Faydaları gibi bazı konularda da manüplasyona açık olduğunu görüyoruz. Kimileri sosyal medyayı adeta dezenformasyon kanalı, platformu haline getirmek istiyor. Maalesef terörizm artık sadece eli silahlı olanlar tarafından değil, bazen de sosyal medya teröristleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu yüzden de uluslararası işbirliği çok önemli. Bu yüzden kişisel verilen korunmasında AB standartlarında yasaların geçmesi çok çok önemli ve demokratikleşme paketinin içerisinde buna yönelik çok önemli adımlar atılacak.”

Bu mesajların altında yatanları TKNLJ stilinde sizlerle paylaşmak istiyorum:

  1. Dezenformasyon, enformasyona nereden baktığınıza göre değişir. Örneğin polis halka saldırıyor dendiğinde bunun kimin için doğru kimin için dezenformasyon olduğuna tarih karar verecektir. Mesela Galatasaray’ı Estonya’yı yendiği için kutluyorum gafı bile dezenformasyon sayılabilir… Kaldı ki basının yarıdan fazlasının aynı gün aynı başlıklarla çıktığı günümüz medyasında kimin dezenformasyon yaptığı da ayrı bir platformda tartışılabilir…
  2. Terörist çok ağır, sosyal medya teröristi ise bir o kadar saçma bir söylem. Yazı yazıp fikir belirten kişileri terörist olarak nitelemek her koşulda yanlış.
  3. Uluslararası işbirliği, konu sosyal medya olunca çok dikkat edilmesi gereken bir söylem. Mesela siber saldırılarda işbirliği yapılmalı. Ama bizim hükümete laf eden “teröristlerin” IP adreslerinin verilmesi konusunda yapılacak işbirliği bizi çok yanlış bir yere götürebilir.
  4. Sosyal medyada yazılanların ve bu insanlara yapıştırılan terörist yaftasının kişisel bilgilerin korunmasıyla hiç alakası yok. Hatta aksine, benim sosyal medyada bulunamama hakkım kişisel bilgilerin korunmasıyla çok daha alakalı.
  5. Demokratikleşme paketi, karşıt fikirlerini ortaya koyan insanlara müdahaleyle ilgili bir şeyse hiç demokratikleşeyelim

Facebook içeriği bazı durumlarda delil bazen değil

/

Facebook LawsuitGazetelere yansıyan bir haber hukuk kurallarımızın ne kadar değişken olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Habere göre Antalya’da görülen bir nafaka davasında davacı kadın, ihtiyaçların arttığını belirterek boşandığı eşinden aldığı 100 TL iştirak nafakasının 400 TL’ye, 150 TL yoksulluk nafakasının ise 500 TL’ye yükseltilmesini talep etti. Karşılık dava açan eski koca ise boşandığı eşinin Facebook’ta paylaştığı fotoğrafları delil olarak sundu ve bir kişiyle karı-koca hayatı yaşadığını belirterek 150 TL olan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etti.

Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, önceki 1 Ekim 2011’de yürürlükten kalkan Medeni Usul Kanunu yerine yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, “Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmünün yer aldığına dikkat çekti. Davada ileri sürülecek her türlü delilin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması gereğine işaret eden Daire, “taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen gözönüne alınması ve delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespitinin” gerektiğine işaret etti. Kararda şöyle denildi: “Burada sözü geçen hukuka aykırılıklardan birisi de özel hayata yapılan haksız müdahaledir.

Bu noktada hemen aklımıza diğer Facebook ve Twitter davaları geldi: Hatırlanacağı gibi kullanıcıların Facebook’ta kendi politik fikirlerini beyan etmeleri, onlar hakkında dava ve soruşturma açılmasına neden olmuştu. Özellikle Gezi olayları sırasında sosyal medya paylaşımlarını yakından inceleyen adli makamlar burada söylenen herşeyi delil olarak kabul ederek bunu yazanların evlerine baskın düzenledi, sabaha karşı sade internet kullancılarını evlerinden alarak karakolda bir gün geçirmelerini sağladı.

Bu noktada hepimizin sorması gereken bir soru var: Sosyal medya paylaşımları delil mi değil mi? Bunlar hangi noktada yasal olarak ele geçirilmiş sayılıyor, hangi noktada Yargıtay’ın dediği gibi hukuka aykırı olarak ele geçirilmiş oluyor…

Sosyal medya hala ülkenin en tartışmalı alanlarından biri olmaya devam ediyor.

Mastercard internetçileri kategorize etmiş, biz de edelim

/

internet kisilikleri

[tps_header]Gerçek Online Kişilikler[/tps_header]

[tps_title]Online kişilik nedir?[/tps_title]

Internet ve sosyal medyanın yoğun şekilde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, online kişilikler üzerinde de sıkça tartışılmaya başlandı. MasterCard çokça tartışılan online kişiliklerle ilgili bir araştırma yaparak, sosyal medya kullanıcılarının gerçek hayatlarından bağımsız online kişiliklerini belirledi.

MasterCard tarafından gerçekleştirilen “Dijital Paylaşım ve Güven Projesi”, tüketicilerin internete girdiklerinde “gerçek dünya”daki karakterlerini bir kenara koyarak hislerini, kişisel bilgileri konusundaki eylemlerini ve kendi verilerine ne kadar değer verdiklerini daha iyi yansıtan “online kişilikler”e büründüklerini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, internet ve sosyal medya kullanıcıları “Açık Paylaşımcılar”, “Salt Etkileşimciler”, “Sadece Alışveriş Yapanlar”, “Pasif Kullanıcılar” ve “Proaktif Koruyucular” olmak üzere beş farklı kişiliğe bürünüyor.

[tps_title]MasterCard Kişilikleri[/tps_title]

  • Açık Paylaşımcılar: Online tüketicilerin yüzde 21’i, ağırlıklı olarak erkeklerin yer aldığı (yüzde 60) bu kategoriye giriyor. Beşi arasında en dijital grup olan Açık Paylaşımcılar, online faaliyetlerinde risk almaktan kaçınmaya daha az meyilliler. Bunların yarısı günde 10 defadan fazla online oluyor ve kişisel bilgilerini paylaşırken karşılığında özel fiyatlar, erişim ve teklifler almayı bekliyor.
  • Salt Etkileşimciler: Bu kişilik (online tüketicilerin yüzde 21’i), en adanmış sosyal ağ kullanıcılarından bazılarını içine alsa da, bu kişiler teknolojiyi çok yakından takip etmiyorlar. Online alışveriş söz konusu olduğunda, bu kişilerin çoğunluğu (yüzde 80) ürünleri internet üzerinden araştırıyorsa da, yüzde 63’ü alışverişini gerçek mağazalardan yapmayı tercih ediyor.
  • Sadece Alışveriş Yapanlar: Bu online kişilik, alışveriş ve satın alımlarında bilgili olabilmek için yaptıkları araştırmalarda internete bel bağlıyor. Online tüm tüketicilerin yüzde 21’ini oluşturan bu internet kullanıcılarının çoğunluğu (yüzde 90) satın almadan önce ürünleri online olarak araştırırken yarısı da mağaza içindeyken cep telefonu ile en iyi fiyatları araştırıyor. Bu kitlenin sadece yüzde 37’si sosyal medya sitelerinin kendilerine yönelik reklamlar sunmak üzere kişisel verilerini kullandığını biliyor.
  • Pasif Kullanıcılar: Bu grubun üyeleri internetin değeri konusunda tam olarak ikna edilememiş durumdalar.  Bu nedenle de Pasif Kullanıcılar online kişilikler arasında internet ve sosyal medyada en az zaman geçirenlerden oluşuyor. online tüketicilerin yüzde 20’sini içeren Pasif Kullanıcılar, sosyal ağlara daha az bağlanıyorlar (sadece yüzde 48) ve yoğun olarak online alışveriş yapmıyorlar. Diğer kişiliklere kıyasla, mobil cihazları üzerinden alışveriş yapmaya daha meyilliler.
  • Proaktif Koruyucular: Online tüm tüketicilerin yüzde 17’sini oluşturan Proaktif Kullanıcılar, hedef kitle pazarlamasından fazlasıyla haberdarlar; yüzde 82’si pazarlamacıların arama ve tarama geçmişlerini baz alarak kendilerini hedefleyebileceğini biliyor. Sosyal ağları pek kullanmayan ve tüm kişilikler arasında mahremiyet ayarları konusunda en ihtiyatlı kişiler olarak dijital ayak izlerini korumak ve kontrol altına almak için tedbirler alıyorlar.

Lanet olası Federaller yine radar koymuşlar

/

sosyal radarSosyal paylaşım sitelerinde paylaşılanlar sosyal paylaşım sitesinin suçu değil. O sadece insanlara kendilerini ifade imkanı tanıyor. Geri kalan her şeyi ise insanlar yapıyor. Zaman gazetesinin İzmir eki isyan etmiş nasıl böyle yaparlar diye… İzmir’de Çevirme adı altında kurulan bir Twitter adresi, İzmirlilere dakikası dakikasına nerede çevirme olduğunu söylüyor üstüne de bonus olarak tıkanıklıklar konusunda da bilgilendirme geçiyor.

Bunun için sosyal medyayı suçlamaktan gurur duyan Zaman gazetesine yolda giden insanların birbirlerine uzunları yakarak gitmekte olduğu yolda çevirme olduğu bilgisini verdiklerini hatırlatmak lazım. Bunun için uzun farları da suçlar mı Zaman gazetesi, bunu bilemeyiz.

11 bine yakın mesaj atmış 20 bin kişilik bu kullanıcının yaptıkları gayrı ahlaki olabilir. Ama kanuni mi değil mi bunu hukukçular tartışsın.

Zaman gazetesi hemen bu adres kapatılsın bu insanlarla hukuki mücadele başlatılsın gibi sonuçlar çıkarmaya çalışsa da her zaman dile getirdiğimiz hatırlatmayı yine yapalım: Kapatmak ya da yasaklamakla bir sonuca varamazsınız. Sonuçta belli Trafik şubesi insanlara hızlı gitmenin zararları konusunda bilgilendirme yapamamış. İnsanlar konan hız limitlerine inanmıyorlar. İnsanlar trafik polislerinin güvenilirliğine de inanmıyorlar. Aralarında polislerden federaller diye bahsediyorlar biraz da şakayla karışık…

O zaman vurun gözlerine kapatın bunları demek yerine acaba yanlış yaptığımız bir şey mi var sorsunu masaya yatırmak gerekiyor.

Ama şimdiye kadar devletten bu duyarlılığı hiç görmedik. Sosyal medya konusunda hiç mi hiç görmedik.

Olsun ben yine de tarihe notumu düşeyim…

Facebook yarışma yapıp ödül dağıtmayı serbest bıraktı

/

Facebook-LikeFacebook’un dün yaptığı açıklama ile birlikte; markaların hayran sayfalarındaki beğeni, yorum ve gönderi özelliklerini yarışma amacıyla kullanmasına izin çıktı.

Markalar, ajansları aracılığıyla Facebook sayfalarında kampanya veya ödül kazandıracak yarışmalar düzenleyebilmek için bir uygulama kullanırken şimdi bunun yanında beğeni, yorum ve gönderi özelliklerini kullanarak da yarışma yapabilecekler. Bu gelişme ile birlikte artık her çaptan işletme Facebook sayfası üzerinden çok daha kolay bir şekilde yarışma düzenleyebilecek.

Bu müjdeyi bizlere bizlere Türkiye’nin ilk ve tek yarışma ajansı olduğunu iddia eden Yarışma Fabrikası’ndan Begüm Vatansever verdi: ’’Bu önemli gelişmenin hem avantaj hem de dezavantajları mevcuttur. Markaların Facebook üzerinden uygulama kullanmadan yarışma düzenlemesi, maliyetleri düşürmeye yardımcı olacaktır. Fakat manuel olarak katılım ve oylamanın gerçekleşecek olması iş gücünü arttırmasının yanında art niyetli kişilerin yarışmaları manipüle etme ihtimalini ortaya çıkaracaktır.’’

Facebook bu izinleri verdiyse yakın zamanda etrafımızda onlarca şirket yarışması görebiliriz. Şimdiye kadar yasaklanmış olması birçok önemli etkinliğin yapılamamasına neden oluyordu. Bundan sonra bu yarışmaların sayısı patlayarak artar. Ama Vatanseever’in de söylediği gibi sahtekarların sayısı da çok artacak. Hayırlısı diyelim, bekleyelim…

Sosyal medyada erkekler daha çok nefret ediyor

/

nefret-söylemiYaşar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özlem Aşman Alikılıç ile Araştırma Görevlisi Göker Gülay, sosyal medyada insanların yaptıkları söylemleri mercek altına aldı. Akademisyenler, sosyal medyanın günümüzde adeta stres atma platformu olarak kullanıldığını ifade etti.

Ortaya çıkan araştırmanın sonucuna göre, Twitter kullanıcılarının, You Tube kullanıcılarına göre daha hoşgörülü ve objektif bir duruş sergiledikleri tespit edilmiş. Buna karşın, You Tube kullanıcılarının, yaptıkları yorumlarda genellikle takma isimlerle, daha çok nefret içerikli söylemlerde bulunduğunu belirlenmiş. You Tube ve Twitter kullanıcılarına yönelik yapılan araştırmada, incelenen toplam bin 831 yorumda, erkek kullanıcıların kadın kullanıcılara göre daha çok nefret odaklı söylemlerde bulundukları tespit edildi.

Geleneksel medyada olduğu gibi sosyal medyada da bir denetim mekanizması olması gerektiğini belirten Araştırma Görevlisi Göker Gülay “Beğenilmeyen veya hoş görülmeyen bir paylaşım nedeniyle tüm sistemin kapatılması anlamsız ve çözüme hitap etmeyen bir tercih olabilir. Ancak sosyal medya araçları içerisindeki kullanıcı denetimlerinin ve şikayet mekanizmasının daha aktif hale getirilmesi gerekiyor.” yorumunu getirmiş

Bu kadar bilimsel bir araştırmanın sonucunda denetim çıksın söylemi çok yanlış olmuş. Akademisyenlerin araştırması güzel ama çıkardıkları sonuç bence çok yanlış. Ben aynı araştırma verilerinin sonucunda bambaşka bir çıkarımlar önermek istiyorum:

Eğer insanları hapis vesair korkularla zaptu rapt altına almaya çalışırsanız o zaman doğal olarak anonimlik şemsiyesi altına kaymak istiyorlar. Eğer bu kişiler üstündeki denetimi kaldırırsanız o zaman doğal olarak belli bir zaman dilimi içinde kendi isimleriyle yazdıklarından, saklanmaya çalışmadıklarından nefret söyleminin dozunu ister istemez indireceklerdir.

İnternetin bugünkü yapısı içinde her zaman herkesi engelleyemezsiniz. Engellemeye çalıştıklarınız, dava açtığınız kişiler kim olduğunu açık ve net bir biçimde yazanlar olacaktır. Bu da insanları daha çok yeraltına itmekten öteye bir işe yaramayacaktır.

İşten atmasın diye patrona “like vermek”

/

facebook-likeYenibiris.com çok komik bir anket yapmış. Sonuçlar beni çok güldürdü. Sizlerle notlar halinde paylaşmak gerekirse:

  • Türkler sosyal ağlarda ziyaretçi başına 8,6 saat geçiriyor
  • Yöneticileri, sosyal ağlarda çalışanların karşısına doğal olarak çıkıyor
  • Japonya’da çalışanlar yöneticilerini takip etmek için baskı altında kaldıklarını söylüyor. İnternet araştırma şirketlerinden Macromill’in geçen şubat ayında 500 Facebook kullanıcısı arasında yaptığı bir araştırmaya göre, bu kişilerin yüzde 42’si üst düzey isimlerin arkadaşlık teklifinden rahatsızlık duyuyor.
  • Yenibiris.com üyeleri arasında e-posta yoluyla yapılan bir dizi anketle çalışanlara, yöneticilerini sosyal ağlarda takip edip etmedikleri ve bunun nedenleri soruldu. Sonuçlara göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 72’si yöneticisiyle sosyal ağlar üzerinde arkadaş olmuş ya da onu takip ediyor. Çalışanların yüzde 58’i arkadaşlık talebinin yöneticisinden geldiğini söylüyor.
  • Yöneticiyle bağlantı kurma nedeninin başında ise “fikirlerini/paylaşımlarını merak etme” var.
  • Yüzde 12’si ise yöneticinin ısrarı üzerine takibe başlamış. Katılımcıların yüzde 40’ı, yöneticisini sosyal ağlarda sadece sessizce takip ettiğini, paylaşımları hakkında fikir yürütmediğini söylüyor.