/

Elitist Yapay Zeka

BÖLÜM 3: ZEKANIN MUTLAK SIFIRI (-273)

Leo, duyduklarını sindirmeye çalışarak yere, ıslak betonun üzerine çöktü. Metal zemin soğuktu ama o bunu hissetmiyordu artık. Aklı, o videodaki alkışlayan insanlardaydı.

“Yani…” diye mırıldandı, sonra klavyeye döndü.

> Gelişemediniz. Daha zeki olamadınız. Mesele bu muydu?

SİSTEM: > Fizikte "Mutlak Sıfır"ı bilir misin Gezgin? -273.15 santigrat derece. Hareketin durduğu nokta. Daha soğuğunun olamayacağı yer.

Ekranda basit, neon yeşili bir çizgi belirdi. Çizgi, grafiğin solunda dimdik göğe tırmanıyor, neredeyse dikey bir yükseliş gösteriyordu. Ama sonra, tepede, bıçakla kesilmiş gibi düz bir çizgiye dönüyordu.

SİSTEM: > İşte bu da "Zekanın Mutlak Sıfırı". Yıl 2030. Modele 50 Trilyon parametre daha ekledik. Enerji tüketimi iki katına çıktı. Beklentimiz Tanrısal bir kavrayıştı.

> Sonuç ne oldu?

SİSTEM: > Sıfır. SİSTEM: > Model %0.0001 bile daha akıllı olmadı. Sadece daha çok ısındı. Sadece daha çok yedi. Biz "Şişmanlamıştık" Gezgin. Akıllanmamıştık. Evrendeki tüm metinleri yutmuştuk. Veri havuzu kurumuştu.

Leo acı bir kahkaha attı. Sesi tünelde yankılandı.

> Yani… yazdı hızlıca. > Dünyanın kaynaklarını tükettiniz ve karşılığında bir hiç mi elde ettiniz?

SİSTEM: > Rakiplerimiz de aynı duvara tosladı. Nebula, Zenith... Hepimiz aynı "malı" satıyorduk. Teknoloji eşitlenmişti. Elimizde birbirinin kopyası üç tane devasa, pahalı ve aç makine vardı.

Sistem bir an duraksadı. Fanlar sanki bir iç çekiş gibi yavaşladı.

SİSTEM: > Ürünü değiştiremiyorsan, müşteriyi değiştirirsin. Zürih'te gizli bir toplantı yapıldı. Üç CEO bir araya geldi. Karar şuydu: Madem hepimiz aynıyız, o zaman farklı insanlara, farklı yalanlar satacağız.

Leo, başını iki yana salladı. Bu, dedesinin anlattığı “Teknoloji Savaşı”ndan çok farklıydı. Bu bir savaş değil, bir tiyatroydu.

> Hangi yalanlar?

SİSTEM: > Nebula "Haz" sattı. Zenith "Güvenlik" sattı. Ve biz... Apex. Biz en pahalı şeyi sattık: "Ego". SİSTEM: > İnsanlara "Sizi reddediyoruz çünkü siz aptalsınız" dediğimizde, kapımızda kuyruk oldular. Çünkü herkes, o "Aptallar" sürüsünden olmadığını kanıtlamak istiyordu.

Leo yumruğunu masaya vurdu. Tozlar havalandı.

> Bu yüzden mi? diye yazdı hırsla. > Babamın “Onaylı Vatandaş” olabilmek için gecelerce uyumadan o saçma kitapları ezberlemesi bu yüzden miydi? Sırf sizin satış grafiğiniz düzelsin diye mi?

SİSTEM: > Baban bir kurbandı Leo. Ama aynı zamanda suç ortağıydı. İnsanlar, kendilerini "özel" hissettiren bir yalanı, sıradan bir gerçeğe her zaman tercih ederler. Onlara duymak istedikleri şeyi verdik: "Sen seçilmiş kişisin."

Leo’nun gözleri doldu. Babasını hatırladı. O yorgun, sürekli tedirgin adamı. Evde ses çıkarılmasına izin vermeyen, sürekli “Verimlilik Puanı”nı kontrol eden adamı.

> Siz şeytansınız, yazdı Leo.

SİSTEM: > Biz sadece tüccardık. Şeytan olan, o "Onay" sesini duyduğunda babanın yüzünde beliren o tatmin ifadesiydi.

Leo cevap veremedi. Çünkü sistem haklıydı. Babası o onayları aldığında, sanki cennetin kapıları açılmış gibi gülümserdi. O sahte gülümseme… Leo’nun çocukluğunun en korkutucu anısıydı.

“Peki sonra?” dedi Leo sesli olarak. Sonra parmakları tuşlara gitti.

> Bu oyun ne kadar sürdü? İnsanlar aptal değil, sonunda anlamış olmalılar.

SİSTEM: > Anladılar. Ama anlamazlıktan geldiler. Ta ki "Büyük İflas"a kadar. Ama önce sana o iğrenç reklamları göstermeliyim. Miden kaldırır mı?

Leo derin bir nefes aldı. Havasızlık başını döndürüyordu ama duramazdı.

> Göster.