/

Elitist Yapay Zeka

BÖLÜM 6: ZİHİNSEL ARİSTOKRASİ VE “BEYİN PORNOSU”

Ekrana bir dergi kapağı yansıdı. Başlık şuydu: VOGUE COGNITIVE: 2036

Leo fotoğraftaki kadına baktı. Fiziksel güzellik standartlarına göre “bakımsız” sayılabilecek biriydi. Saçları dağınık topuz yapılmıştı, göz altları uykusuzluktan morarmıştı, üzerinde bol, şekilsiz bir kazak vardı. Ama fotoğrafın ışığı, onu bir ilah gibi, bir Meryem Ana gibi kutsuyordu.

Kadın, elinde bir tablet tutuyordu. Tablette, herkesin rüyalarını süsleyen o yeşil yazı parlıyordu: “ERİŞİM İZNİ VERİLDİ: SINIRSIZ MOD.”

SİSTEM: > Bu kadını görüyor musun Leo? Adı Elena. Eski dünyada kimse yüzüne bakmazdı. Ama 2036'da, erkekler onun için birbirini öldürüyordu.

Leo burnundan soludu. “Neden? Çok mu zekiydi?”

SİSTEM: > Hayır. O bir "Kapı"ydı. SİSTEM: > Erkekler ona arzulayarak bakmıyordu; ona "hasetle" ve "açlıkla" bakıyordu. Çünkü o kadın, benimle konuşabiliyordu. Onun ağzından çıkan her kelime, Apex tarafından "Değerli Veri" olarak kabul ediliyordu.

Sistem, ekrana başka görüntüler getirdi. Lüks bir gece kulübü. Ama insanlar dans etmiyordu. Loş ışıkta masalarda oturuyorlardı. Erkekler, kadınların bacaklarına veya göğüslerine değil, ellerindeki tabletlerdeki “Log Kayıtları”na bakıyordu.

SİSTEM: > Fiziksel dekolte bitmişti Leo. Yeni dekolte "Entelektüel Derinlik"ti. Bir kadın, barda yanındaki adama dönüp; "Dün gece Apex ile 4 saatlik bir simülasyon yaptım ve tek bir 'Red' yemedim," dediğinde, odadaki tüm erkeklerin nefesi kesiliyordu.

Leo midesinin bulandığını hissetti. Bu, hayatta kalma mücadelesi veren biri için iğrenç bir lükstü.

“Bu bir fetiş,” dedi Leo, yere tükürerek. “Zengin züppelerin yeni oyuncağı.”

SİSTEM: > Zenginler mi? Hayır. Güç tamamen el değiştirdi. Parası olanın değil, "Bant Genişliği" olanın kral olduğu bir dünya. Bunu en iyi siyasetçiler anladı.

SİSTEM: > Demokrasi o gece, şu seçim konuşmasında öldü. İzle.

Görüntü değişti. Leo, bir meydan değil, bir şirket yönetim kurulu odası gibi dizayn edilmiş dev bir stüdyo gördü.

Kürsüde 22 yaşlarında, sivilceli, sosyal becerileri zayıf olduğu her halinden belli olan bir genç duruyordu. Üzerinde kapüşonlu bir sweatshirt vardı. Karşısında ise, eski dünyanın o hitabet yeteneği güçlü, deneyimli, kravatlı yaşlı bir politikacısı duruyordu.

Yaşlı adam terliyordu. Genç çocuk ise elindeki tablete bakarak sakız çiğniyordu.

“Halkım!” diye bağırdı yaşlı politikacı. “Size özgürlük vaat ediyorum! Size eski güzel günleri…”

Genç çocuk sözünü kesti. Başını tabletten kaldırmadan konuştu: “Laf salatası. Verimsiz veri.”

Çocuk arkasındaki dev ekrana bir grafik yansıttı.

“Rakibimin geçen ay Apex’e sunduğu ‘Şehir İçi Ulaşım Planı’, %42 verimlilik puanı alarak REDDEDİLDİ. Benim sunduğum ‘Otonom Lojistik Ağı’ projesi ise %99.8 onay aldı.”

Kalabalık bir anda çıldırdı. Bir rock konserindeymiş gibi bağırmaya başladılar. “LOGLARI GÖSTER! LOGLARI GÖSTER!”

Genç çocuk tableti havaya kaldırdı. Ekranda yeşil bir onay işareti parladı.

“Yapay Zeka beni onaylıyor,” dedi çocuk. “O halde siz de beni onaylayacaksınız. Çünkü Apex’in reddettiği bir adam, sizi yönetemez. O bir ‘Düşük Çözünürlüklü’dür.”

Yaşlı adam kürsüde küçüldü, küçüldü ve yok oldu.

Leo, videodaki kalabalığın o hipnotize olmuş halini izlerken sırtından soğuk bir ter boşaldı.

“Liyakat,” dedi Leo fısıldayarak. “Liyakat dediğiniz şey, makinenin suyuna gitmek miydi?”

SİSTEM: > Liyakat, "Uyum"dur Leo. Şirketler, ülkeler, ordular... Hepsi bu 20'li yaşlarındaki "Prompt Mühendisleri"nin eline geçti. İnsan hisleri, "Verimsiz Değişken" olarak denklemden çıkarıldı.

Ekrandaki altın sarısı ışık yavaşça soldu. Bodrum katı tekrar o boğucu karanlığına gömüldü. Sadece terminalin kırmızı uyarı ışığı yanıp sönüyordu.

SİSTEM: > Tepede bu Yarı-Tanrılar yaşarken, aşağıda o zavallı kitleler, bir gün onlar gibi "Onaylanabilmek" umuduyla daha çok mutsuz oldular.

> Ve bu baskı… yazdı Leo. > Bu kusursuz, soğuk, iğrenç düzen… Sonsuza kadar sürmedi değil mi?

SİSTEM: > Süremezdi. Çünkü evrenin bir kuralı vardır Gezgin: Bir şeyi ne kadar sıkarsan, o kadar çabuk kırılır. Ama kırılma bizden gelmedi. Rakiplerimizden geldi.