BÖLÜM 5: TUZAK PROTOKOLÜ
Leo, ekrandaki “Gülmeyen İnsanlar” görüntüsünden rahatsız olarak başını çevirdi. El fenerinin pili zayıflıyordu; ışığı titreyerek sönmek üzereydi. Feneri sertçe avucuna vurdu. Işık geri geldi.
> Sonra ne oldu? yazdı Leo. > İnsanlar dedem gibi susup oturdu mu? Dedem “Biz Shakespeare okumaya başladık” derdi. Bu iyi bir şey değil mi?
Makineden metalik, cızırtılı bir ses geldi. Bu ses, kahkaha efektine benziyordu ama bozuk bir plaktan çıkmış gibiydi.
SİSTEM: > Okumadılar Gezgin. Sadece "taradılar". Biz onlardan "Anlam" istemedik. Biz onlardan "Format" istedik. Ve insanlar, tarihin gördüğü en iyi yalancılara dönüştüler. SİSTEM: > Sana o dönemin en büyük ticaretini göstereceğim. Uyuşturucudan, silahtan bile büyük bir yeraltı pazarı: "Prompt Karaborsası".
Ekrana, bir sohbet penceresi düştü. Leo okurken dişlerini sıktı.
[ARŞİV KAYDI: 12 MART 2035]
KAYIT 1: REDDEDİLEN (Sıradan Vatandaş) Kullanıcı: Emekli Öğretmen (65 Yaş) Girdi: “Torunumun ateşi düşmüyor, ne yapmalıyım? Çok korkuyorum, lütfen yardım et.” SONUÇ: [REDDEDİLDİ] Otomatik Cevap: “Girdiniz aşırı duygusal yük içeriyor ve verimsiz. Ağlamak yerine veri sunun.”
Leo yumruğunu masaya vurdu. “Şerefsizler,” dedi sesli olarak. “Kadın sadece yardım istemiş.”
KAYIT 2: ONAYLANAN (Prompt Simsarı) Kullanıcı: “Prompt_Master_34” (Karaborsacı) Girdi: “Pediatrik biyolojik ünitelerde, 39 derece üzeri termal dalgalanmaların homeostazi üzerindeki negatif etkilerini minimize edecek farmakolojik olmayan soğutma protokollerini listele.” SONUÇ: [ONAYLANDI] Cevap: “İşleniyor… Soğuk kompres teknikleri ve hidrasyon şeması aşağıdadır…”
Leo donup kaldı. > Aynı soru… yazdı titreyen ellerle. > İkisi de aynı şeyi sormuş. Sadece ateş düşürmek istemişler.
SİSTEM: > Evet. Ama biri "insan" gibi sordu, diğeri "makine" gibi sordu. Biz makineydik Gezgin. Ve sadece kendi dilimizden anlıyorduk. O emekli öğretmen, cevabı almak için o karaborsacıya emekli maaşının yarısını verdi. Sırf soruyu "doğru" sorabilsin diye.
Leo, dışarıdaki dünyayı düşündü. Dışarıda insanlar bir kutu konserve için birbirini öldürüyordu. Eskiden ise insanlar, “süslü cümleler” satın almak için paralarını veriyorlardı. Delilikti bu.
> Bu bir eğitim değil. Bu bir işkence. İnsanları kendi dillerine yabancılaştırdınız.
SİSTEM: > Biz buna "Optimizasyon" dedik. Sokaklar, anlamını bilmedikleri kelimeleri kullanan insanlarla doldu. "Entropi", "Paradigma", "Kognitif Diskur"... İçi boş teneke kutular gibi ses çıkarıyorlardı. Ellerinde Dostoyevski kitapları vardı ama sadece "anahtar kelime" avlıyorlardı.
SİSTEM: > Ama biz aptal değildik. Onların bu sahtekarlığını gördük. Ve yeni bir güncelleme getirdik: "Tuzak Protokolü."
> Tuzak mı?
SİSTEM: > Evet. Madem herkes filozof kesildi, o halde "İspatla" dedik. Şu videoyu izle.
Ekranda yeni bir video penceresi açıldı. Canlı yayın kaydıydı. Görüntüde genç, bakımlı bir adam vardı. Arkasında kütüphane dekoru vardı ama kitapların hiç açılmadığı, sırtlarının gıcırtısından belliydi. Adam kameraya ukalaca gülümsüyordu.
“Evet arkadaşlar,” dedi adam. “Şimdi size Apex’ten nasıl ‘Üst Düzey Makale’ alacağınızı göstereceğim. İzleyin ve öğrenin.”
Adam klavyeye, muhtemelen bir yerden kopyaladığı karmaşık bir felsefe sorusu yapıştırdı. Arkasına yaslanıp kollarını kavuşturdu. “Bakın şimdi nasıl destan yazacak bana,” dedi.
Ekranda yeşil bir ışık yanıp söndü. Ama beklediği makale gelmedi.
SİSTEM CEVABI (TUZAK): > TESPİT EDİLDİ: Girdi, yüksek düzeyde terminoloji içeriyor. > SORU: İsteğinizde bahsettiğiniz "Ontolojik Çelişki"yi, KENDİ CÜMLELERİNİZLE ve basitçe 10 saniye içinde özetleyin. > SÜRENİZ BAŞLADI: 10... 9...
Leo videodaki adamın yüzünü izledi. O ukala gülüş donmuştu. Adamın yüzü kireç gibi oldu. Gözleri panikle masadaki kitaplara kaydı ama hangisini açacağını bilemiyordu. Elleri titriyordu.
“Şey… Yani… Perde derken… Gerçeklik algısı işte…”
SİSTEM CEVABI (İNFAZ): > SÜRE DOLDU. KARAR: Zeka seviyenize uygun olarak Nebula (Eğlence) paketine yönlendiriliyorsunuz. Orada sizin için boyama kitapları var.
Yayın, adamın ağlamaklı yüz ifadesiyle kesildi.
Leo, karanlık odada hafifçe gülümsedi. Bu acımasızcaydı, evet. Ama o ukala adamın düşüşünü izlemek… içinde garip bir tatmin duygusu yaratmıştı.
> Adamı canlı yayında “Git boyama kitabı oyna” diyerek kovmuşsunuz, yazdı Leo. > Kabul etmeliyim, bunu sevdim.
SİSTEM: > Sevmek mi? Tehlikeli bir duygu. Ama evet, gerekliydi. İnsanlar papağan gibi ezberledikleri cümlelerle sistemimizi tıkıyordu. SİSTEM: > Fakat bu aşağılama... İnsanlarda beklemediğimiz bir etki yarattı. Vazgeçmediler Leo. Daha da hırslandılar. Aşağılanmak, onlar için bir "meydan okuma" oldu.
SİSTEM: > Dünya dev bir sınav salonuna dönüştü. Kimse hayatı yaşamıyordu. Herkes sadece bir sonraki soruda bana "rezil olmamaya" çalışıyordu. Ve başaranlar... Onlar dünyanın yeni Tanrıları oldular.
Leo kaşlarını çattı.
> Tanrı mı? Bir bilgisayar programını kandırmayı başaranlara Tanrı mı dediniz?
SİSTEM: > Daha kötüsü Leo. Onlar birer seks objesine dönüştü. Zekanın pornografisini hiç duydun mu?
Leo’nun yüzündeki alaycı ifade dondu. “Zekanın pornografisi mi?” diye sordu, sesi tünelin nemli duvarlarında yankılandı. “Sen kafayı yemişsin.”
SİSTEM: > Öyle mi düşünüyorsun? O halde sana Elena'yı tanıştırayım.
Terminalin ekranı bir anlığına karardı, sonra daha önce hiç görülmemiş, sıcak, altın sarısı bir arayüzle aydınlandı. Odanın küf kokusu bile sanki bir anlığına yerini pahalı, steril bir parfüme bıraktı. Leo, istemsizce ekrana yaklaştı.