admin

Sosyal medyada bilgi düellosu

Seagate yarismaSeagate, hibrit ürünlerini sosyal medyada tanıtmak için bir Facebook oyunu hayata geçirmiş. Genel kültür ve teknoloji sorularının olduğu yarışma, çok doğru tasarlanmış ve bilginin dışında ürünlerin en önemli özelliği, hız anlatılmak isteniyor.

Yarışmacılar SSD ya da HDD kategorilerinden birisini seçerek yarışmaya başlıyor. HDD bölümünde şıklı sorular yer alırken, SSD bölümünde iki seçenekli yanıtlardan birisini seçmek gerekiyor. Ancak bu yarışma salt bir bilgi yarışması değil: Çünkü burada bir rakibe karşı yarışıyorsunuz. Soruyu bilmek işin tamamını kapsamıyor: Rakibiniz sizden daha hızlıysa sizi ezip geçiyor.

Oyunda daha önce yarışmış ve aynı sorulara yanıt vermiş yarışmacılar arasından rakibiniz otomatik olarak seçiliyor. Rakibin o anda yarışıyor olmasına gerek yok. Aynı soruların cevaplanma hızı ve doğru yanlış oranı rakibinizle aranızdaki puan farkını belirliyor. Puan aldıkça yarışılan seviye ve soruların zorluk derecesi de değişiyor. Zorlandığınız anlar için Facebook arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Onlar size joker ve pas hakları verebilir. Seagate’in hibrit disklerinin özelliklerini inceleyerek de ekstra puanlar kazanmak mümkün.

4 hafta sürecek yarışmada her haftanın en yüksek puana ulaşmış iki ismi; Backup Plus 1 TB, Backup Plus Desk 4 TB, Wireless Plus 1 TB,Central 4 TB gibi ürünler kazanacak. Yarışma sonucunda en yüksek puana erişen yarışmacı Alienware oyun bilgisayarı kazanacak. Kazanan ödülünü de kendisi belirleyecek, Alienware 17” Laptop ya da Alienware Aurora Masaüstü PC.

Yarışmaya bu linkten katılabilirsiniz: SeagateSSHDChallenge

Egemen Bağış’ın sosyal medya teröristleri

/

egemen bagisEgemen Bağış’ın bilişim fuarı açılışında verdiği mesajlar tarihi bir nitelik taşıyor. Önce bu mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Teknoloji hızla ilerliyor ve birçok alanda da bunun etkilerini görüyoruz. Faydaları gibi bazı konularda da manüplasyona açık olduğunu görüyoruz. Kimileri sosyal medyayı adeta dezenformasyon kanalı, platformu haline getirmek istiyor. Maalesef terörizm artık sadece eli silahlı olanlar tarafından değil, bazen de sosyal medya teröristleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu yüzden de uluslararası işbirliği çok önemli. Bu yüzden kişisel verilen korunmasında AB standartlarında yasaların geçmesi çok çok önemli ve demokratikleşme paketinin içerisinde buna yönelik çok önemli adımlar atılacak.”

Bu mesajların altında yatanları TKNLJ stilinde sizlerle paylaşmak istiyorum:

  1. Dezenformasyon, enformasyona nereden baktığınıza göre değişir. Örneğin polis halka saldırıyor dendiğinde bunun kimin için doğru kimin için dezenformasyon olduğuna tarih karar verecektir. Mesela Galatasaray’ı Estonya’yı yendiği için kutluyorum gafı bile dezenformasyon sayılabilir… Kaldı ki basının yarıdan fazlasının aynı gün aynı başlıklarla çıktığı günümüz medyasında kimin dezenformasyon yaptığı da ayrı bir platformda tartışılabilir…
  2. Terörist çok ağır, sosyal medya teröristi ise bir o kadar saçma bir söylem. Yazı yazıp fikir belirten kişileri terörist olarak nitelemek her koşulda yanlış.
  3. Uluslararası işbirliği, konu sosyal medya olunca çok dikkat edilmesi gereken bir söylem. Mesela siber saldırılarda işbirliği yapılmalı. Ama bizim hükümete laf eden “teröristlerin” IP adreslerinin verilmesi konusunda yapılacak işbirliği bizi çok yanlış bir yere götürebilir.
  4. Sosyal medyada yazılanların ve bu insanlara yapıştırılan terörist yaftasının kişisel bilgilerin korunmasıyla hiç alakası yok. Hatta aksine, benim sosyal medyada bulunamama hakkım kişisel bilgilerin korunmasıyla çok daha alakalı.
  5. Demokratikleşme paketi, karşıt fikirlerini ortaya koyan insanlara müdahaleyle ilgili bir şeyse hiç demokratikleşeyelim

Facebook içeriği bazı durumlarda delil bazen değil

/

Facebook LawsuitGazetelere yansıyan bir haber hukuk kurallarımızın ne kadar değişken olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Habere göre Antalya’da görülen bir nafaka davasında davacı kadın, ihtiyaçların arttığını belirterek boşandığı eşinden aldığı 100 TL iştirak nafakasının 400 TL’ye, 150 TL yoksulluk nafakasının ise 500 TL’ye yükseltilmesini talep etti. Karşılık dava açan eski koca ise boşandığı eşinin Facebook’ta paylaştığı fotoğrafları delil olarak sundu ve bir kişiyle karı-koca hayatı yaşadığını belirterek 150 TL olan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etti.

Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, önceki 1 Ekim 2011’de yürürlükten kalkan Medeni Usul Kanunu yerine yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, “Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmünün yer aldığına dikkat çekti. Davada ileri sürülecek her türlü delilin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması gereğine işaret eden Daire, “taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen gözönüne alınması ve delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespitinin” gerektiğine işaret etti. Kararda şöyle denildi: “Burada sözü geçen hukuka aykırılıklardan birisi de özel hayata yapılan haksız müdahaledir.

Bu noktada hemen aklımıza diğer Facebook ve Twitter davaları geldi: Hatırlanacağı gibi kullanıcıların Facebook’ta kendi politik fikirlerini beyan etmeleri, onlar hakkında dava ve soruşturma açılmasına neden olmuştu. Özellikle Gezi olayları sırasında sosyal medya paylaşımlarını yakından inceleyen adli makamlar burada söylenen herşeyi delil olarak kabul ederek bunu yazanların evlerine baskın düzenledi, sabaha karşı sade internet kullancılarını evlerinden alarak karakolda bir gün geçirmelerini sağladı.

Bu noktada hepimizin sorması gereken bir soru var: Sosyal medya paylaşımları delil mi değil mi? Bunlar hangi noktada yasal olarak ele geçirilmiş sayılıyor, hangi noktada Yargıtay’ın dediği gibi hukuka aykırı olarak ele geçirilmiş oluyor…

Sosyal medya hala ülkenin en tartışmalı alanlarından biri olmaya devam ediyor.

Mastercard internetçileri kategorize etmiş, biz de edelim

/

internet kisilikleri

[tps_header]Gerçek Online Kişilikler[/tps_header]

[tps_title]Online kişilik nedir?[/tps_title]

Internet ve sosyal medyanın yoğun şekilde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, online kişilikler üzerinde de sıkça tartışılmaya başlandı. MasterCard çokça tartışılan online kişiliklerle ilgili bir araştırma yaparak, sosyal medya kullanıcılarının gerçek hayatlarından bağımsız online kişiliklerini belirledi.

MasterCard tarafından gerçekleştirilen “Dijital Paylaşım ve Güven Projesi”, tüketicilerin internete girdiklerinde “gerçek dünya”daki karakterlerini bir kenara koyarak hislerini, kişisel bilgileri konusundaki eylemlerini ve kendi verilerine ne kadar değer verdiklerini daha iyi yansıtan “online kişilikler”e büründüklerini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, internet ve sosyal medya kullanıcıları “Açık Paylaşımcılar”, “Salt Etkileşimciler”, “Sadece Alışveriş Yapanlar”, “Pasif Kullanıcılar” ve “Proaktif Koruyucular” olmak üzere beş farklı kişiliğe bürünüyor.

[tps_title]MasterCard Kişilikleri[/tps_title]

  • Açık Paylaşımcılar: Online tüketicilerin yüzde 21’i, ağırlıklı olarak erkeklerin yer aldığı (yüzde 60) bu kategoriye giriyor. Beşi arasında en dijital grup olan Açık Paylaşımcılar, online faaliyetlerinde risk almaktan kaçınmaya daha az meyilliler. Bunların yarısı günde 10 defadan fazla online oluyor ve kişisel bilgilerini paylaşırken karşılığında özel fiyatlar, erişim ve teklifler almayı bekliyor.
  • Salt Etkileşimciler: Bu kişilik (online tüketicilerin yüzde 21’i), en adanmış sosyal ağ kullanıcılarından bazılarını içine alsa da, bu kişiler teknolojiyi çok yakından takip etmiyorlar. Online alışveriş söz konusu olduğunda, bu kişilerin çoğunluğu (yüzde 80) ürünleri internet üzerinden araştırıyorsa da, yüzde 63’ü alışverişini gerçek mağazalardan yapmayı tercih ediyor.
  • Sadece Alışveriş Yapanlar: Bu online kişilik, alışveriş ve satın alımlarında bilgili olabilmek için yaptıkları araştırmalarda internete bel bağlıyor. Online tüm tüketicilerin yüzde 21’ini oluşturan bu internet kullanıcılarının çoğunluğu (yüzde 90) satın almadan önce ürünleri online olarak araştırırken yarısı da mağaza içindeyken cep telefonu ile en iyi fiyatları araştırıyor. Bu kitlenin sadece yüzde 37’si sosyal medya sitelerinin kendilerine yönelik reklamlar sunmak üzere kişisel verilerini kullandığını biliyor.
  • Pasif Kullanıcılar: Bu grubun üyeleri internetin değeri konusunda tam olarak ikna edilememiş durumdalar.  Bu nedenle de Pasif Kullanıcılar online kişilikler arasında internet ve sosyal medyada en az zaman geçirenlerden oluşuyor. online tüketicilerin yüzde 20’sini içeren Pasif Kullanıcılar, sosyal ağlara daha az bağlanıyorlar (sadece yüzde 48) ve yoğun olarak online alışveriş yapmıyorlar. Diğer kişiliklere kıyasla, mobil cihazları üzerinden alışveriş yapmaya daha meyilliler.
  • Proaktif Koruyucular: Online tüm tüketicilerin yüzde 17’sini oluşturan Proaktif Kullanıcılar, hedef kitle pazarlamasından fazlasıyla haberdarlar; yüzde 82’si pazarlamacıların arama ve tarama geçmişlerini baz alarak kendilerini hedefleyebileceğini biliyor. Sosyal ağları pek kullanmayan ve tüm kişilikler arasında mahremiyet ayarları konusunda en ihtiyatlı kişiler olarak dijital ayak izlerini korumak ve kontrol altına almak için tedbirler alıyorlar.

Öğretmenler sosyal medyada Zaytung da paylaşamayacak

/

twitter hapisBirgün gazetesinin haberine göre İstanbul Beylikdüzü’nde iki okul müdürüne başta Gezi eylemi olmak üzere sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle Bakanlık inceleme başlattı. Eğitim Sen’li öğretmenler hakkında başlatılan incelemenin gerekçesi “devlet büyüklerine hakaret” ve “devlet memuru vakarıyla bağdaşmayan hareketlerde bulunmak” olarak gösterildi.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilen müfettişler tarafından saatlerce sorgulanan öğretmenlere 2012 yılından bu yana Tvvitter ve Facebook üzerinden yaptıkları tüm paylaşımları soruldu. Müdürlerden Twitter üzerinden yaptıkları sohbetler hakkında açıklama yapmaları da istendi. Soruşturulan ve hakkında açıklama yapılması istenen tvveetler arasında, 4+4+4 eğitim sistemine yönelik yorumlar, 2 Temmuz Madımak Katliamı ile organ nakli sırasında ölen hastalarla ilgili ifadeler de var.

[Tweet “MEB müfettişleri Zaytung’dan alınarak paylaşılan haberleri öğretmen soruşturmasına dahil etti”]

Tüm dünyada tartışılan sosyal medyanın kurumsallık ya da bireyselliği henüz bir eksene oturtulamadı ama maaşallah Türkiye’de böyle bir sorun yok. Eğer bir öğretmen payaşırsa öğretmene Milli Eğitim müfettişleri saldırıyor. Eğer polis saldırırsa içişleri bakanlığından insanlar bakıyor. Peki bu insanların özeli, kendilerini ifade edebilecekleri bir alan yok mu? Arkadaşlarıyla da mı konuşamayacaklar?

Asker, polis ve MİT toplandı Twitter ve 3G’nin kapatılmasını tartıştı

/

sansurMilliyet gazetesi Ankara’dan müthiş bir haber geçti. Habere göre Ankara, Gezi kontrolüne hazırlanıyor. MİT Müsteşarlğı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Gezi Parkı eylemlerini ele aldığı zirveye TRT, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Anadolu Ajansı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Telekomünikasyon Başkanlığından temsilciler de katıldı.

Toplantılarda istihbarat zafiyeti masaya yatırıldı ve en önemli tartışma, Taksim’de başlayan ve bir anda Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı eylemleriyle ilgili neden istihbarat edinilemediği noktasında yaşandı. Toplantıda eylemlerin ilk günlerinde eylemlere katılanların, örgütsel bağları olmayan, toplumun farklı kesimlerinden, değişik yaş gruplarından katılımcılar olduğu konuşuldu. Bundan sonra yaşanması olası benzer olaylarda, istihbarat hizmetlerinde görevli kurumların örgütsel istihbaratla birlikte stratejik istihbarat çalışmalarına yoğunlaşması kararı alındı.

Toplantıda, algı yönetimi ile sosyal medyanın iyi yönetilmesi gerektiği tartışıldı. İngiltere’de ve Arap baharı sırasında internetin kesilmesi örneği tartışılarak, benzer biçimde olası eylemlerde 3G’nin kullanıma kapatılabileceği fikri öne sürüldü. Ancak, internetin kapatılmayıp daha yoğun biçimde takip edilmesinde görüş birliğine varıldı.

Bu noktadan sonrasına TKNLJ stilinde tartışmalara bırakalım:

  1. Her ne şart ve durumda olunursa olunsn bu ülkede Twitter gibi bir sosyal medya aracının, 3G gibi bir temel ihtiyacın kapatılması tartışmaya açılmamalı.
  2. Eğer bu gibi konular artışmaya açılıorsa dünyada internet özgürlüğünde neden Ruanda’nın altına düştüğümüz tartışılmamalı…
  3. TRT gibi, basın yayın enformasyon müdürlüğü gibi kurumlar böylesi konuların içine dahil edilmemeli.
  4. Eylemler yüzünden sosyal medya araçlarını kapatmayı istemek, eylemleri hiç anlamamak demek oluyor. Bu bir itiraf gibi. Mayıs ayının sonunda insanlar kendi seslerine kulak verilmesini istediler ve seslerini yükselttiler. Bu olaylar eğer birileri her zaman ve doğru biçimde onların sesini dinlemiş olsaydı yaşanmayacaktı. Biz şimdi arada bir ses verdikleri yeri de kapatmayı tartışıyorsak hala aynı yanlışları yaşıyoruz demektir.
  5. Kendimizi kıyasladığımız ileri demokrasi Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerse e o zaman zaten ileri demokrasiyi cümle içinde kullanmayı bırakalım

[Tweet “Devletin polis asker ve istihbaratı, halka hak olarak verilmiş teknolojileri kapatmayı tartışamaz. Bu, tartışmaya açık değildir”]

Reytingleri Twitter’dan ölçecekler

/

twitter_sloganSon yıllarda Twitter kullanımının Türkiye’de hızla yaygınlaşması, pek çok sektörde yeni iş modelleri oluşmasını sağladı. Ekran başındaki izleyicilerin aynı anda bilgisayar, tablet ve akıllı telefonları ile ürettikleri sosyal medya içeriği ise televizyon dünyasını etkisine aldı. Başta ABD ve Avrupa’da yayın yapan TV kanalları, yapım şirketleri ve medya ajanslarının başvurduğu “Sosyal Rating” analizleri artık Türkiye’de yayında olan program ve diziler için de yapılıyor.

Ankara’da Bilkent Cyberpark’da faaliyet gösteren teknoloji şirketi Kimola, Sosyal Rating analizleri sağlayan Social TV Analytics servisini Türkiye’de kullanıma soktu. Social TV Analytics servisi, Türkiye’de yayınlanan 182 adet TV yapımının sosyal rating değerini ölçümleyerek, TV kanalları, yapım şirketleri, medya satın alma ajansları ve markalara yönelik analiz araçlarını kullanıma sunuyor.

Geçtiğimiz yayın döneminde “Behzat Ç.” ve “Leyla ile Mecnun” dizilerinin sosyal medyadaki popülerliği ve geleneksel rating sonuçları arasındaki uçurum sektörde büyük bir yankı bulmuş ve tartışmalara sebep olmuştu. Social TV Analytics bu farklılıkları veri analizleri aracılığıyla kıyaslanabilir hale getirip medya ve reklam sektörünün kullanımına açmıştır.

Bilkent Cyberpark’ta faaliyet gösteren Kimola, büyük veri alanında bulut servisler üreten bir teknoloji şirketi olarak faaliyet gösteriyor. Sağladığı servislerdeki yenilikçi yaklaşımıyla şimdiye kadar Dallas, Chicago, San Francisco, Dubai ve Sofya’da düzenlenen pek çok uluslararası etkinliğin katılımcılarından olarak adından söz ettiren şirket, Social TV Analytics hizmeti ile reyting ölçümlerinde yeni bir dönemi başlatıyor.

Konuyla ilgili bir küçük not: Ratingleri Twitter üstünden ölçtüğünüz duyulursa ve şirketler sahte hesaplarını 500 milyon TL’ye yakın dizi pazarı için kullanmayı akıl ederse bu sistem kesinlikle kullanılmaz ve işe yaramaz hale gelebilir. Burada eleştirdiğimin bu ölçümü yapan insanlar değil, bundan kar sağlamak isteyen başarısız prodüksiyoncular olduğunu söylemem şart mı bilmiyorum…

Lanet olası Federaller yine radar koymuşlar

/

sosyal radarSosyal paylaşım sitelerinde paylaşılanlar sosyal paylaşım sitesinin suçu değil. O sadece insanlara kendilerini ifade imkanı tanıyor. Geri kalan her şeyi ise insanlar yapıyor. Zaman gazetesinin İzmir eki isyan etmiş nasıl böyle yaparlar diye… İzmir’de Çevirme adı altında kurulan bir Twitter adresi, İzmirlilere dakikası dakikasına nerede çevirme olduğunu söylüyor üstüne de bonus olarak tıkanıklıklar konusunda da bilgilendirme geçiyor.

Bunun için sosyal medyayı suçlamaktan gurur duyan Zaman gazetesine yolda giden insanların birbirlerine uzunları yakarak gitmekte olduğu yolda çevirme olduğu bilgisini verdiklerini hatırlatmak lazım. Bunun için uzun farları da suçlar mı Zaman gazetesi, bunu bilemeyiz.

11 bine yakın mesaj atmış 20 bin kişilik bu kullanıcının yaptıkları gayrı ahlaki olabilir. Ama kanuni mi değil mi bunu hukukçular tartışsın.

Zaman gazetesi hemen bu adres kapatılsın bu insanlarla hukuki mücadele başlatılsın gibi sonuçlar çıkarmaya çalışsa da her zaman dile getirdiğimiz hatırlatmayı yine yapalım: Kapatmak ya da yasaklamakla bir sonuca varamazsınız. Sonuçta belli Trafik şubesi insanlara hızlı gitmenin zararları konusunda bilgilendirme yapamamış. İnsanlar konan hız limitlerine inanmıyorlar. İnsanlar trafik polislerinin güvenilirliğine de inanmıyorlar. Aralarında polislerden federaller diye bahsediyorlar biraz da şakayla karışık…

O zaman vurun gözlerine kapatın bunları demek yerine acaba yanlış yaptığımız bir şey mi var sorsunu masaya yatırmak gerekiyor.

Ama şimdiye kadar devletten bu duyarlılığı hiç görmedik. Sosyal medya konusunda hiç mi hiç görmedik.

Olsun ben yine de tarihe notumu düşeyim…

Facebook yarışma yapıp ödül dağıtmayı serbest bıraktı

/

Facebook-LikeFacebook’un dün yaptığı açıklama ile birlikte; markaların hayran sayfalarındaki beğeni, yorum ve gönderi özelliklerini yarışma amacıyla kullanmasına izin çıktı.

Markalar, ajansları aracılığıyla Facebook sayfalarında kampanya veya ödül kazandıracak yarışmalar düzenleyebilmek için bir uygulama kullanırken şimdi bunun yanında beğeni, yorum ve gönderi özelliklerini kullanarak da yarışma yapabilecekler. Bu gelişme ile birlikte artık her çaptan işletme Facebook sayfası üzerinden çok daha kolay bir şekilde yarışma düzenleyebilecek.

Bu müjdeyi bizlere bizlere Türkiye’nin ilk ve tek yarışma ajansı olduğunu iddia eden Yarışma Fabrikası’ndan Begüm Vatansever verdi: ’’Bu önemli gelişmenin hem avantaj hem de dezavantajları mevcuttur. Markaların Facebook üzerinden uygulama kullanmadan yarışma düzenlemesi, maliyetleri düşürmeye yardımcı olacaktır. Fakat manuel olarak katılım ve oylamanın gerçekleşecek olması iş gücünü arttırmasının yanında art niyetli kişilerin yarışmaları manipüle etme ihtimalini ortaya çıkaracaktır.’’

Facebook bu izinleri verdiyse yakın zamanda etrafımızda onlarca şirket yarışması görebiliriz. Şimdiye kadar yasaklanmış olması birçok önemli etkinliğin yapılamamasına neden oluyordu. Bundan sonra bu yarışmaların sayısı patlayarak artar. Ama Vatanseever’in de söylediği gibi sahtekarların sayısı da çok artacak. Hayırlısı diyelim, bekleyelim…

Facebook: Hükümet çiçeğini yaptırıp gelsin konuşuruz

/

Facebook bir yazılı açıklama geçerek şunları söylemişti:

“Facebook, protesto olaylarıyla bağlantılı olarak Türkiye’deki devlet otoriteleriyle herhangi bir kullanıcı bilgisi paylaşmamıştır. Genel olarak, Türkiye’deki devlet otoritelerinden gelen bilgi talepleri; yaşamsal ya da çocukları tehdit eden bir konu içermediği müddetçe (ki bu kapsamdaki talepler, bize ulaşan taleplerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır) kabul edilmemekte ve resmi yasal kanallara yönlendirilmektedir. İnternet şirketlerinin Türkiye’deki asayiş otoriteleriyle daha sıklıkla kullanıcı bilgisi paylaşmasını gerektirebilecek yasal düzenleme önerileriyle ilgili endişelerimiz bulunmaktadır. Türkiye hükümetinin temsilcileriyle, bu hafta Silikon Vadisi’ne gerçekleştirecekleri ziyaret esnasında bir araya geleceğiz ve yasal düzenleme önerileriyle ilgili güçlü endişelerimizi kendilerine doğrudan da aktaracağız.”

abi

Facebook bunu söyledikten sonra daha önce gazetelere yansıyan hangi ülke bizden ne kadar bilgi istemişti bülteni geçti bugün… Tam listeyi, bütün dünya ile paylaştığı verileri bizimle Türkçe olarak paylaştı. Peki burada söylenenler ne veriyor bize? Gelin bunun altını araştıralım:

  •  Türkiye’dekilerin herhangi bir verisi paylaşılmamıştır denmiyor. Gezi ile ilgili kimsenin bilgisi paylaşılmamıştır deniyor
  • Her zaman kafamıza kakılan ve uğruna kanunlar filtreler çıkarılan çocuk istismarı gibi konularda devletimiz Facebook’tan neredeyse hiçbir şey istememiş.
  • Facebook net bir biçimde sizin yasal düzenlemeniz yok demeye getiriyor
  • Böyle uzaktan uzaktan konuşmayın, yaptırın çiçeğinizi, alın tatlınızı kolunuzun altına gelin bizden kızımızı isteyin diyor