admin

Markaların Twitter devler ligi sonuçları açıklandı

/

marka ligiSosyal medyanın gelişimi ve markaların bu alana yaptığı yatırım yepyeni bir devler ligi kavramı oluşturdu. Rapor.co adresinde markaların anlık izlenmesiyle ortaya çıkan lig, markasını diğerleriyle kıyaslamak, markaların belli zaman dilimi içinde gelişimini incelemek ve özellikle de rapor hazırlamak isteyenlere sonsuz fırsatlar sunuyor.

Rapor.co, giderek büyüyen marka portföyüyle yarımşar saatlik aralıklarla markaların takipçi sayılarını masaya yatırıyor. Rapor.co’nun kurucusu ve sosyal medyanın etkin isimlerinden girişimci Özgür Köy; uzun zamandır aklında olan bu fikri en doğru altyapıyla hayata geçirmek için beklemiş: “Uzun süredir markaları zaten işim gereği takip ediyordum. Bunu internette Türkiye’ye özel ve düzenli olarak güncellenen bir kaynak bulamamış olmam yüzünden yapmaya başlamıştım. Aylar mertebesinde markaların neden müşteri kaybettiğini, nasıl kazandığını30 dakika gibi çok küçük saat aralıklarıyla görebilmeye başladım. Bu sayede atılan hangi mesajın kullanıcı artmasında etkili olduğunu, hangi reklam kampanyasının markayı nereye götürdüğünü de görebilmeye başladım.”

Markaların üstünde yaptığı bu çalışmayı herkese yaymasının sebebini sosyal medya araştırmalarında yapılan yanlışların giderilmesi olarak gösteren Köy, çok yakın zamanda biriktirdiği anlık verilerle derinlemesine araştırmaları da kişi ve kurumların değerlendirmesine sunacağını belirtti.

Markalar liginde sadece şirketler değil politikacıların da isim ve takipçileri bulunuyor. Aynı kurumsal markalar gibi politikacıların da attığı her adımın nasıl takipçiye dönüştüğünü görmek mümkün.

Rapor.co’nun kurucusu özgür Köy, bu tipteki takiplerin hem akademisyenlerin çalışmalarında önemli rol oynayacağını, hem de sebepsiz yere artan kullanıcı sayılarının zaman içinde kullanıcı satın alması gibi bazı aktiviteleri de ortaya çıkarabilecek nitelikte olduğunu belirtiyor.

Köy, yakın zamanda sosyal medyanın devler ligine sanatçılardan spor kulüplerine, şirket yöneticilerinden gazetecilere kadar birçok farklı kategorinin gireceği müjdesini verdi…

Sosyal medyada erkekler daha çok nefret ediyor

/

nefret-söylemiYaşar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özlem Aşman Alikılıç ile Araştırma Görevlisi Göker Gülay, sosyal medyada insanların yaptıkları söylemleri mercek altına aldı. Akademisyenler, sosyal medyanın günümüzde adeta stres atma platformu olarak kullanıldığını ifade etti.

Ortaya çıkan araştırmanın sonucuna göre, Twitter kullanıcılarının, You Tube kullanıcılarına göre daha hoşgörülü ve objektif bir duruş sergiledikleri tespit edilmiş. Buna karşın, You Tube kullanıcılarının, yaptıkları yorumlarda genellikle takma isimlerle, daha çok nefret içerikli söylemlerde bulunduğunu belirlenmiş. You Tube ve Twitter kullanıcılarına yönelik yapılan araştırmada, incelenen toplam bin 831 yorumda, erkek kullanıcıların kadın kullanıcılara göre daha çok nefret odaklı söylemlerde bulundukları tespit edildi.

Geleneksel medyada olduğu gibi sosyal medyada da bir denetim mekanizması olması gerektiğini belirten Araştırma Görevlisi Göker Gülay “Beğenilmeyen veya hoş görülmeyen bir paylaşım nedeniyle tüm sistemin kapatılması anlamsız ve çözüme hitap etmeyen bir tercih olabilir. Ancak sosyal medya araçları içerisindeki kullanıcı denetimlerinin ve şikayet mekanizmasının daha aktif hale getirilmesi gerekiyor.” yorumunu getirmiş

Bu kadar bilimsel bir araştırmanın sonucunda denetim çıksın söylemi çok yanlış olmuş. Akademisyenlerin araştırması güzel ama çıkardıkları sonuç bence çok yanlış. Ben aynı araştırma verilerinin sonucunda bambaşka bir çıkarımlar önermek istiyorum:

Eğer insanları hapis vesair korkularla zaptu rapt altına almaya çalışırsanız o zaman doğal olarak anonimlik şemsiyesi altına kaymak istiyorlar. Eğer bu kişiler üstündeki denetimi kaldırırsanız o zaman doğal olarak belli bir zaman dilimi içinde kendi isimleriyle yazdıklarından, saklanmaya çalışmadıklarından nefret söyleminin dozunu ister istemez indireceklerdir.

İnternetin bugünkü yapısı içinde her zaman herkesi engelleyemezsiniz. Engellemeye çalıştıklarınız, dava açtığınız kişiler kim olduğunu açık ve net bir biçimde yazanlar olacaktır. Bu da insanları daha çok yeraltına itmekten öteye bir işe yaramayacaktır.

İşten atmasın diye patrona “like vermek”

/

facebook-likeYenibiris.com çok komik bir anket yapmış. Sonuçlar beni çok güldürdü. Sizlerle notlar halinde paylaşmak gerekirse:

  • Türkler sosyal ağlarda ziyaretçi başına 8,6 saat geçiriyor
  • Yöneticileri, sosyal ağlarda çalışanların karşısına doğal olarak çıkıyor
  • Japonya’da çalışanlar yöneticilerini takip etmek için baskı altında kaldıklarını söylüyor. İnternet araştırma şirketlerinden Macromill’in geçen şubat ayında 500 Facebook kullanıcısı arasında yaptığı bir araştırmaya göre, bu kişilerin yüzde 42’si üst düzey isimlerin arkadaşlık teklifinden rahatsızlık duyuyor.
  • Yenibiris.com üyeleri arasında e-posta yoluyla yapılan bir dizi anketle çalışanlara, yöneticilerini sosyal ağlarda takip edip etmedikleri ve bunun nedenleri soruldu. Sonuçlara göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 72’si yöneticisiyle sosyal ağlar üzerinde arkadaş olmuş ya da onu takip ediyor. Çalışanların yüzde 58’i arkadaşlık talebinin yöneticisinden geldiğini söylüyor.
  • Yöneticiyle bağlantı kurma nedeninin başında ise “fikirlerini/paylaşımlarını merak etme” var.
  • Yüzde 12’si ise yöneticinin ısrarı üzerine takibe başlamış. Katılımcıların yüzde 40’ı, yöneticisini sosyal ağlarda sadece sessizce takip ettiğini, paylaşımları hakkında fikir yürütmediğini söylüyor.

Sosyal medyanızı ele geçirtmeyin

/

facebookTrend Micro, sosyal medya hesaplarının güvenliği için kullanıcıları ve kurumları uyarıyor. Trend Micro uzmanlarının verdiği bilgilere göre, tarayıcılar için sahte eklentiler yaratan saldırganlar, özellikle Facebook, Google+ ve Twitter hesaplarını ele geçirmeye çalışıyor. Google Chrome ve Mozilla Firefox kullanıcılarının hedef alındığı saldırılar, sahte bağlantılar üzerinden zararlı yazılımlar indirilmesini temel alıyor.

Sahte eklentilerin yüklenmesi için sahte bir video oynatma güncellemesi kullanılıyor. Kullanıcılar bu güncellemeyi gerçekleştirmek için tıkladıklarında sahte bir tarayıcı eklentisini bilgisayarlarında buluyor.

Chrome Service Pack 5.0.0 ve Mozilla Service Pack 5.0 olarak kendini tanımlayan eklentiler bir kez bilgisayara yüklendiğinde zararlı bir bağlantıdan kurulum dosyası indiriyor. Kurulum dosyası sosyal medya hesabını ele geçiriyor ve kullanıcıların bilgisi dışında aşağıdaki işlemleri gerçekleştiriyor:

  • Sayfaları beğeniyor,
  • Paylaşımlarda bulunuyor,
  • Gruplara katılıyor,
  • Arkadaşları gruplara davet ediyor,
  • Arkadaşlarla sohbet ediyor,
  • Yorum yapıyor,
  • Durumunu güncelliyor.

Özellikle Facebook, Google+ ve Twitter hesapları üzerinde bu işlemlerin gerçekleştirildiği saldırılar, zararlı bağlantıların yayılmasını amaçlıyor.

Bu tür saldırılara karşı kullanıcıların dikkatli olması gerekiyor. Siber suçlular, sıklıkla sosyal mühendislik yöntemlerine başvurarak kullanıcıları kandırmaya çalışıyorlar. Trend Micro Smart Protection Network ile zararlı bağlantılar engellendi ve tehditlerin Trend Micro güvenlik çözümleri bulunan sistemlere ulaşmasının önüne geçildi.

Twitter Türk hükümetini 30 kez geri çevirmiş

/

twitter-spam2Milliyet gazetesinin bugünkü haberine göre Türkiye, Tvvitter’a 30 hesapla ilgili olarak İçerik kaldırılması talebinde bulundu ancak hiçbirine karşılık alamadı. Twitter, Türkiye’den yapılan başvuruların hepsini geri çevirmiş.

2013 yılının Ocak ve Haziran ayları arasında resmi kanallardan gelen başvuruları gösteren rapor, hükümetlerin bilgi taleplerini artırdığını gösterdi. Rapordan ilginç detaylar şöyle:

Bu yılın ilk yarısında toplam 1697 hesap hakkında 1157 başvuru yapıldı. Twitter, bu başvuruların yüzde 55’ine yanıt verdi. Başvuru sayısı, geçen yılın ilk yarısında 849, ikinci yarısında ise 1009’du.

Bilgi talebi listesinde en çok dikkat çeken ülke ABD oldu. ABD, 1319 hesapla ilgili 902 başvurusuna yüzde 67 oranında yanıt alarak listenin en çok başvuru yapan ve en çok bilgi elde eden ülkesi konumunda. ABD, ayrıca üçüncü kez üst üste Twitterkdan en çok bilgi isteyen ülke oldu. Listenin yüzde 78’le en yüksek talep oranına sahip ülkedeki Twitter kullanımının yoğunluğunun da bu başvurularda etkili olabileceği belirtiliyor.

Listede ABD’yi, 87 başvuruyla Japonya izledi. Japonya, taleplerine yüzde 16 karşılık alabildi ve bu taleplerden toplam 103 kullanıcı etkilendi.

Türkiye’den ise yapılan başvurular 10’un altında kaldı. Buna rağmen, Twitter’ın hiçbir olumlu yanıt vermemesi dikkat çekti.

Japonya’yı ise sırasıyla İngiltere, Brezilya ve İtalya takip etti. Buna göre, İngiltere 29 hesap hakkında toplam 26 başvurusuna yüzde 15 karşılık alabildi. Brezilya ve İtalya ise 22’şer başvuruda bulundu. Brezilya 44 hesapla ilgili başvurularına yüzde 32 yanıt alırken İtalya’nın talepleri karşılık bulmadı.

Listenin öne çıkan diğer iki ülkesi ise Ekvador ve İrlanda oldu. Zira, iki ülke de 10’dan az hesap hakkında yaptığı 10’un altında başvuruya yüzde 100 karşılık almış görünüyor. Bu yüksek oran, ülkelerden sadece bir tane başvuru gelmiş olması ihtimaline işaret ediyor.

İçerik ve mesajların kaldırılması taleplerinde de somut bir artış yaşandı. Twitter’ın kural ihlali kabul ettiği mesajlar ve içerikler dışında kaldırılması istenen içerik, bu yıl 104’e çıktı. En fazla içerik kaldırılması talebinde bulunan Türkiye, 30 hesapla ilgili yaptığı başvurusunun da hiçbirine karşılık alamadı.

Toplam 73 hesapla ilgili içerik engellemesi belli ülkeler için kabul edildi. Brezilya, toplam 39 içerik engellemesini kabul ettirerek başvurularında en çok sonuç alan ülke oldu.

Ülkeler, içerik veya mesajların engellenmesini, mahkeme kararları, ishtihbarat servisleri veya güvenlik güçleri aracılığıyla yaptı. Bu listede 11 hesapla ilgili başvuruda bulunan ABD, hiçbir olumlu yanıt alamayarak geride kaldı.

Twitter’ın yayımladığı bu liste aslında bir şeffaflık değil rezillik listesidir. İnsanlara bakın bu ülkeler sizlerin hayatınıza bu kadar çok müdahale etmek istiyor demenin bir başka türüdür. Bu kadar çok ülkenin kapatmak istediği hesap sayısı aslınad dünyanın da içinde bulunduğu durumu gösteriyor…

Bu haberi gazetesine koyan ve birinci sayfasından gören Milliyet’i kutluyorum

Hem Twitter’ı boz hem de ne oluyor diye sor!

/

angry-twitter-birdTwitter’da neler oluyor diye herkes birbirine soruyor. Gazeteler işkembe-i kübradan haberler yapıyor. Twitter’ı sadece içine yazacak kadar tanıyan insanlar inanılmaz teknolojik açıklamalar getiriyorlar. Herkes ya panik oluyor ya da işi olmayacak yerlere bağlıyor. Bu konuda neyin ne olduğuna yönelik birkaç küçük noktayı her zamanki gibi maddeler halinde sizlerin önünüze koymak istiyorum:

  1. Twitter Türkiye’de bilgilendirme misyonunun dışına çıktı: Haydi taraftarlar takipleşiyor, haydi şarkıcı genç oğlanları sevenler takipleşiyor diyerek sadece takipçi sayısı yüksek olan ama birbirlerine bakıp ee daha daha ne var ne yok diyen ve içerik üretemeyen bir sosyal medya imparatorluğu yarattık. 
  2. Bırakın kendine profil resmi belirlemeyi, kendini iki satırla tanıtacak yetenekte olamayan insanlar; içinde bir satır bile olmayan hesaplarının neden kapatıldığının hesabını sormaya başladı.
  3. Twitter üstünde yazdıklarıyla değil takip edildikleriyle övünmeye başlayınca ortaya yeni bir takipçi satın alma dünyası doğdu. Takipçi kazanmak için bir sisteme kaydolan akıllı insanlar farkına varmadan anlamsız birçok insanı takip etmeye başladı. Birileri de onların sırtından para kazandı.
  4. Takipçi satın alma işini 1 milyon kişi satın almaya kadar getirenler kendilerini bir şey sanmaya başladı. Sonuçta zerre kadar konuşmayan ama bol takipçisi olan insanlar türedi. Twitter kafayı yedi…
  5. Karşıt görüşteki insanlar birbirlerini ihbar etme şikayet etme partileri düzenlemeye başladılar. Farklı gruplar kendi içlerinde saldıracak adam isimleri belirleyerek onları SPAMcı ilan etmeye başladı ve hesabının kapatılması için adımlar atmaya çalıştı. Twitter içindeki insanlar kendilerine gelen bu yoğun ihbarlar karşısında aptala döndüler. Çünkü bu ihbar mekanizmaları birbirine saldırmak için değil, insanların karşılıklı daha iyi konuşmasını sağlamak amacıyla kurulmuştu.
  6. Twitter ilk temizliğe gittiğinde hemen aha sansür, aha hükümetle Twitter anlaşması söylemleri ortalığa çıktı. Hayır efendim herkeste o kadar çok sahte takipçi ve kullanıcı var ki Twitter onlara bir süreliğine de olsa dur demek istedi. Twitter’ın ne derdi olacak ki çapulcunun sesini kısacak? Bizzat CEO’su ağzından Türkiye zikredilerek herhangi bir gruba karşı herhangi bir hükümetle aralarında ortak hareket etme anlaşması olmadığı belirtildi.
  7. Twitter bir platform. Karşılıklı fikir beyan edebilmek için kurulmuş bir platform. Karşılıklı olmayınca, fikir beyan etmeyince buranın bir anlamı kalmıyor.

Bu arada Twitter’ın bundan yollar önceki halini bilen biri olarak söyleyeyim: Twitter’dan şikayet etmemeliyiz. Çünkü biz gelmeden önce gayet iyi bir yerdi orası. Onu biz bozduk.

Sosyal medyada politikacı ve seçmenler ne yapmalı?

/

sosyal medya politikaSosyal Medya Politika anketiyle ilgili araştırmanın tüm yazılarına ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz

Sonuç bölümüne gelip olayı noktalamak gerekirse… Benim bu anketten aldığım dersleri ve politikacı ve sosyal paydaşlarına önerilerimi maddeler halinde toparladım:

  • Kullanıcılar verdikleri cevaplarda politik fikirlerini Twitter üstünden ifade etmek istediklerini söylüyorlar. Yani beğensek de beğenmesek de ezici kullanıcı sayısına sahip Facebook daha çok oyun ortamı gibi gözüküyor.
  • Kullanıcılar oradan bir şeyler almak istiyor. Orada kimsenin göremediği şeyleri öncelikli olarak görmek istiyor. Seçilen isimlere baktığımızda beğeni kitlesinin yoğunlaştığı kişiler böyle yapıyor. Televizyonda söylenenlerin orada tekrarını kimse yemiyor.
  • Kullanıcıları çapraz sorguladığımızda karşımıza fikirlerin değişebilme ihtimali çıkıyor. Ama bunları değiştirebilecek olanlar gazete ya da televizyonda söylenenler değil. Artık belli ki o devirler kapanmış. Yani politikacıların sosyal medya ve internete yönelik iletişim hazırlaması şart. Bu bakış açısıyla özellikle iktidarda olmayan politikacıların televizyonlar bize yeterince yer vermiyorlar söyleminin artık yanlış olduğunun görülmesi lazım.
  • Televizyon ve radyo özellikle bitmiş. Orası eğlencelik çıtır çerez bir yer olarak anılmalı… E hani internetin geleceği videolardı söylemine cevaben… Video, televizyon yayını değildir.
  • İnsanlar Superman değil, normal kullanıcılarla konuşmak, onların söyledikleri ve önermeleriyle fikir dağarcıklarını değiştirmek istiyorlar. Bu çok net. Aynısını iki yıl önce ülkemize gelen Obama’nın sosyal medya danışmanı da söylemişti ve seçimi bu şekilde kazandıklarını dile getirmişti.
  • Bunu bu şekilde söylemek belki de kötü ama Melih Gökçek saldırgan tavrıyla aslında doğru bir iş yapıyor. En azından insanların kendisini takip etmesi için doğru bir iş yapıyor. Ama Gökçek’in takipçileri fikirlerini onunla yapılandırmıyor gibi gözüküyor. Yine de bu kısıtlı anketin sonuçlarıyla Gökçek insanların fikir yapısını değiştiremez demek çok afaki olur. Ama takipçi kazanmak için kesinlikle doğru bir üslup bunu her bilim adamı size söyleyecektir.
  • Gezi olayları gibi kendi iç dinamiği olan farklı konuların büyüme ve yayılma sebebi internet gibi gözüküyor. Bunu internetin kapatılması için değil bir tespit olarak söylüyorum. Görünen o ki televizyon seyreden kişilerin fikirleri Gezi olaylarını haksız bulmaya doğru gidiyor. Eğer birilerinin bu tip olayları yönetmek gibi bir niyeti varsa onlara televizyon ve gazeteleri daha izlenebilir hale getirmelerini öneririm.

İnternet ve sosyal medyanın gelişimini göz önünde bulundurursak bu çıkarımlarla toplumları iyi bir hatip olarak şık bir takım elbiseyle yönetmek çok mümkün gözükmüyor.

Sosyal medya en çok kızdığını da takip ediyor

/

melihgokcekSosyal Medya Politika anketiyle ilgili araştırmanın tüm yazılarına ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz

Bu bilgilerin üstüne şimdi bir de bu insanlar kimleri takip ediyor, kimleri takip etmiyor mevzuuna bakalım. Görünen o ki söz konusu politikacılar olunca sosyal medyayı, özellikle de Twitter’ı insanların sevdiklerini takip ettikleri bir yer olarak tanımlamak tarihin en önemli yanılgılarından biri olur. Zira insanlar birilerini görüşlerine uygun olsa da olmasa da takip ediyorlar. Hatta eğer birini sevmiyorlarsa onu daha da sıklıkla takip ediyorlar.

Gezi olaylarını kabullenme yüzdelerine bakacak olursak bu ağırlıkta kitlenin en çok sevmediği kişi, yüzde 50’ye çok yakın bir oranla Melih Gökçek çıkıyor. Eğer Melih Gökçek bir kesimin kendisini sevmemesini istiyorsa bu konuda son derece başarılı. Ama diğer tarafa baktığımızda Gezi olaylarını onaylamadığını söyleyenlerin sevmediğini söylediği isimlerin arasında belki daha da büyük bir yüzdeyle Kemal Kılıçdaroğlu geliyor. Ama enteresandır, diğer kesimin aksine; Kemal Kılıçdaroğlu, bu kesim tarafından hem sevilmiyor hem de takip edilmiyor. İkinci sırada başbakan Recep Tayyip Erdoğan gelirken üçüncü sırada ise Vali Avni Mutlu geliyor.

Sevilmeyen isimlerin arasında Egemen Bağış’ın çok yüksek bir yüzdesi var. Sonrasında ise Şamil Tayyar ilginç bir biçimde öne çıkıyor. Yiğit Bulut politikacı statüsünde en çok kızdıranların arasında kendine müstesna bir yer bulmuş.

Takip edilenler listesi dediğimiz gibi kızdıran politikacılar listesinden çok da farklı değil. Recep Tayip Erdoğan, zaten takipçi sayısının da bize çok iyi ifade ettiği gibi en çok takip edilen politikacı. Melih Gökçek onun arkasından geliyor. Arada ilginç çıkışlar yapan Sırrı Süreyya Öner, Emine Ülker Tarhan, Suat Kılıç ve Şafak Pavey gibi isimler var.

Yabancı politikacı deyince neredeyse en büyük çoğunluk Barack Obama’yı takip ediyor. Bence nedenlerini politikacılarımızın iyi benimsemesi lazım.

Bu arada politikacılarla ilgili sorduğumuz sorulara verilen cevaplar da aslında politikacılara ders niteliğinde: Kullanıcılar politikacıların kimseyi takip etmemesini yüzde 69 gibi dev bir oranla yanlış buluyor. Yine yüzde 75 gibi bir oran, politikacılara sordukları soruların yanıtlanmamasını yanlış buluyor. Ama ilginçtir bu konuda tuzak sorumuza da takılmışlar: Peki politikacılar sizin fikirlerinizi değiştirebilir miydi sorusuna yüzde 51 hayır diye cevap vermiş. Yüzde 49’a sevinmeli mi bu insanlar… O, onların bileceği bir iş.

Ama her ne olursa olsun anketin en net cevaplarından biri, politikacılar sizi takip etseydi bundan mutlu olur muydunuz sorusuna gelmiş: Yüzde 80, beni çok da etkilemezdi diyor. Diğer taraftan yine anketin üstünde en çok fikir birliğine varılmış cevabı ise bir politikacının çok takipçisinin olması sizi etkiler miydi sorusuna cevap olarak verilmiş: Yüzde 92’si bir politikacının kullanıcı sayısının çokluğunun kendini etkileyemeyeceğini belirtmiş. Çok yorum girmesi de yüzde 73 gibi ezici bir oranla halkımızın umurunda değil. Ancak politikacının agresif olması yüzde 61 gibi bir oranla halkımızı etkiliyor. Buna negatif mi pozitif mi diye sormadık ama agresif kavramının orada bulunması büyük bir ihtimalle pozitif etkilemezdi.

Bu arada hangisini daha çok takip ederdiniz sorusunu liderler, milletvekilleri ve gazeteciler üçgeninde sorduğumuzda yüzde 50 ile gazeteciler, yüzde 28 milletvekilleri, yüzde 22 ile liderler çıkıyor…

Sosyal medyaya geziden bakmak

/

twitter-kusu-gezi

Sosyal Medya Politika anketiyle ilgili araştırmanın tüm yazılarına ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz

Gelelim sosyal medyadaki insanların Gezi – iktidar arasındaki düşünce yapısına… Gezi olaylarının sonuçları, insanların kafasında net bir biçimde iktidar karşıtlığı olarak oturmuş. İktidarı haksız bulanların sadece yüzde biri Gezi olaylarını haksız buluyor, yüzde 9’u da Gezi’yi bir yere kadar haklı buluyor. İktidarı haklı bulanların ise hiçbiri geziyi haklı bulmamış. Ama bu grubun yüzde 35’i Gezi olaylarını bir yere kadar haklı buluyor. Kafasındaki kavramlar tam oturmamış olanların ise hiçbir alanda tutarlı düşünemediğini görüyoruz. İktidarı bir yere kadar haklı bulanların yüzde 78’i geziyi bir yere kadar haklı buluyor.

Peki iktidar ve Gezi olayları olarak baktığımızda insanların fikirleri yerinden oynamış mı? Hemen hızlıca bakalım: Sosyal medyada yazılıp çizilenler sizin fikrini değiştirdi mi sorusunun cevabı yüzde 67 gibi çok net bir oranla HAYIR! Soruyu farklılaştırıp soruyoruz: Sosyal medyada yazılanların Gezi olaylarıyla ilgili insanlara karşı bakış açınızı değiştirdi mi? Bunun da cevabı Yüzde 50 gibi net bir oranla EVET!.. Bu soruda herkes bana “keşke birileri hakkında fikri değişen insanların fikirlerini negatif mi yoksa pozitif yönde mi değiştirdiğini sorsaydın” dedi. Bunu düşünmüştüm gerçekten de. Ama anketi hazırlarken sahip olduğum kafamla bunun insanları yargılamak olabileceğinden korktum. İyi ya da kötü yönde… O yüzden de sadece fikir değişikliği yaratıp yaratmadığına baktım. Ama sonradan fark ettim ki aslında bunu yapsak gerçekten de farklı çapraz sorgulamalarla anketi farklı bir yöne çekebilirmişim… Keşke yapsaymışız ama bu da anketin kaçmış bir treni oldu. Samimi bir biçimde itiraf ediyorum.

Yine iktidar konusuna dönecek olursak: Kullanıcılara sosyal medyada yazılanların politikacılar konusundaki görüşlerini değiştirip değiştirmediğini sordum. Bu noktada cevap biraz daha az şeffaf hale gelerek yüzde 48 EVET yüzde 36 HAYIR oldu.

Bence bu soru setinin en ilginç sonuçlu sorularından biri kullanıcılara kendileri hakkında sorduğum soru… Kullanıcılara sadece evet ya da hayır cevabı verecekleri sade bir soru yönelttim: Sosyal medyada yazılanlar ile kimsenin fikrini değiştirdiğinizi düşünüyor musunuz? Anketin en zor sorularından biriydi bu. Çünkü biraz egoların ortaya çıkmasını sağlayacaktı. Kullanıcılar yüzde 64 gibi büyük bir oranla evet cevabını verdiler. Bu soruya yapılacak çok çıkarım var ama benim aklıma gelen en mantıklı olanı insanlar eğer yüzde 67 gibi bir oranla fikirlerini değiştirmiyorlarsa ve diğerlerinin fikirlerini yüzde 64 gibi bir oranla değiştirdiklerini söylüyorlarsa burada bir yanılsama var. Ya aslında fikirleri değişiyor ve onlar bunun farkında değiller ya da birilerinin fikirlerini değiştirdiklerini düşünüyorlar ama aslında öyle bir şey yok.

Bence ikinci seçenek daha mantıklı.