Bilinen en önemli erotik filmlerden biridir. Zaten filmin bilinmesi için yaklaşık 70 farklı sürümü çekilmiş hatta paralı erotik kanallara dizisi yapılmıştır. Hikaye Fransa’da çok satılan bir kitaptan alınmıştır. Emmanuelle Arsan adlı yarı Tayvanlı yarı Fransız bir kadın tarafından yazılmıştır. Arsan’ın hikayesi bildiğiniz filmin hikayesidir. 16 yaşında UNESCO’danFransız diplomatla evlenmiş olan bu kadın gerçekten de oldukça fantezik erotik şeyler yaşamış ve bunu yazıp çok para kazanmış bir insandır.
Gelelim filme… Film erotik olmasının ve güzel kadınlar göstermesinin ötesinde çok bir değere sahip değil. Ama zamanının (1974) patlama yapan erotik film furyası içinde en çok çalışılmış, otantik mekanlara gidilmiş ve best seller olmuş bir eserinden uyarlama olmasından dolayı çok tutmuştur.
Filmin en çok beğeni kazanmasını sağlayan değerlerinden biri elbette ki tüm zamanların en güzel kadınlarından biri olan Sylvia Kristel’in varlığıdır. Kaşı gözü ve özellikle de vücudu on numara olan bu kadın film çekildiğinde 21 yaşında tazecik olan bu hatun filmde birçok erkeği kendine aşık etmiştir. Benim görüşüm o ki filmde asla çıplak olmasa, o dik dik bakışlarıyla hasır sandalyede oturmasa bile herkesi kendine aşık edebilirdi. Genellikle devam filmlerinde orijinal filmde oynayan hatunu oynarken görmeyiz ama Kristel Emmanuelle 3′e kadar oynamıştır. Sonrasında hüzünlü dramalarda komedi filmlerinde kendini gösterse de genellikle hiçbir yerini açmamış olsa bile fantezi rollerinin kadını olmuştur.
Filmin içinde aslında kimsenin ulaşamayacaı fantezilere raslıyoruz: Örneğin uçak koltuğunda sevişmek, hemen arkasından uçağın tuvaletinde seks yapmak, üçlü seksin bir parçası olmak, kamuya açık ortamlarda biriyle birlikte olmak… Bunlar itiraf etmese de hemen her erkeğin rüyalarının bir parçasını süsler. Kadınların da süsler mi oturup sonra tartışalım.
Film Türkiye’ye ancak 1978 yılında artık seks filmleri furyasının patlama yaptığı zamanlarda gelmiştir. Büyük sinemalarda sanat filmi tadında oynamamıştır. Ama derin seks filmi oynatan sinemalara da düşmemiştir. Çok beğenilmiştir. Yine de E.T. filminin dahi remake’ini yapabilen Yeşilçam bu filmin Türkçe tekrarını yapmayı göze alamamıştır. Zaten kim inanır ki bir Türk kadınının öyle Tayvanlara gittiğine orada seks yaşadığına…
Bu film için araştırma yaparken yanlışlıkla Kristel’in son halini gördüm. Yaşlandığımızı onun son halini görünce anladım. O zamanlarda sinemaların önünden geçerken yan gözle çaktırmadan bakıp hayranlık duyduğumuz kadın, 58 yaşında olmasının da getirdiği şartlar yüzünden çok kötü olmuş. Ama o hala şu anda 40 – 70 yaş arasında olan erkeklerin fantezisi…

Burada biz bizeyiz. Kimse sansür olsun demiyor. Kimse birileri yazdıkları yüzünden cezalandırılsın demiyor. Birisi Kemal Kılıçdaroğlu ile Führer arasında bağlantı kurduğunda ciddiye bile almamak lazım. Ama CHP milletvekili Aykan Erdemir konuyu o kadar güzel toparlamış ki hukukun oportünizm ve adam kayırmacılığa nasıl kurban gittiğini net bir şekilde görmemizi sağlamış…
Fatih Terim, aralarında yaptıkları mesajlaşmaların basında yayınlanmasına neden olduğu için Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’ı dava etti. Aysal hakkında “haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Savcılık, bu mesajları televizyonda yayınlayan Rasim Ozan Kütahyalı hakkında da hakaret ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 1 yıldan 6 yıl 8 aya kadar hapis cezası talep etti.
Biz sosyal medya diyoruz, insanlar kendilerini ifade etsin diyoruz, devlet çıkardıkça suyunu çıkarıyor…


Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
İnternet tarihi ve gelişimine bakınca bu mecranın hep örgün medyaya bir altenatif olduğunu göreceksiniz. Daha çok iki ve daha alt sıradaki politik oluşumlar, fikirler burayı kullanıyor. Çünkü sistem onların ulusal ve örgün medyayı kullanmasına izin vermiyor bir şekilde önlerine belirgin bir set çekiyor. Örneğin 1990’ların ikinci yarısında milliyetçi görüşün, Erbakan ve yanındakilerin bu alanı çok etkin kullandığını görüyoruz.